Aslan ÖZTÜRK
Uzman Üyemiz
KU SESLERĐ
Ku sesleri dünyanın doğal harikalarından birisidir. Tarihin balangıcından bile daha
uzun zaman önce insanoğluna sevinç ve nee aıladılar. Nağmelerindeki bu güzellikleriyle
modern dünyamızda bile bizleri hayran bırakmaya devam ediyorlar. Gerçektende günein
doğuuyla birlikte kuların afak korosuyla uyanmak ve güne öyle balamak gibisi yoktur.
Bununla birlikte kular insanları cezbetmek için ötmezler. Ötücü kular çevrelerinde henüz
onları dinleyecek insanlar olmadan uzun zaman önce, yaklaık 200 milyon yıl önce
evrimletiler. Kular için ötme dünyayla, özellikle de diğer kularla, iletiimi ifade eder.
Kular Nasıl Ses Çıkarırlar?
Kular vokal ses çıkarma yeteneği olmayan sürüngenlerden evrimlemitir. Bizim de
içinde olduğumuz memelilerle birlikte vokal ses çıkarma yeteneğinde olan diğer canlı
grubudur. Yalnızca bazı ku türleri (leylekler, pelikanlar ve bazı akbabalar) vokal sese sahip
değildir. Bunun haricinde bütün kular karmaık ya da basit olsun vokal bazı sesler çıkarırlar.
Passeriformes takımından kular ise bir vokal ses türü olan ötü yetenekleriyle tanınırlar. Ama
kuların ses çıkardıkları organının yapısı ve yeri memelilerden farklıdır. Memelilerin ses
çıkarma organı olan “larinks” soluk borusunun en üst kısmında yer alır ve çok sert zarlar
içerir. Bu zarlar larikste yer alan kas ve kıkırdak bileiminin hava geçiini kontrol etmesiyle
titreerek bildiğimiz sesler oluur. Kularda bunun yerine “syrinks” adı verilen kemiksi bir
organ vardır. Syrinks, ismini mitolojik bir öyküden alır. Mitolojiye göre kırların, çobanların
ve hayvan sürülerinin koruyucusu olan Tanrı Pan, Syrinks isimli bir periye aık olur. Birgün
peine takılıp onu kovalamaya balar. Tam yakalayacakken Syrinks bir saz haline dünüür.
Bir dere kenarından fıkıran saz yel estikçe tatlı tatlı öter. Bu güzel perinin onuruna ve ona
olan umutsuz akı için Pan bu kamılardan 7 tanesini keserek yanyana balmumuyla yapıtırır
ve bugün "syrinks" veya "Pan flütü" olarak adlandırdığımız müzik aletini yapar. Syrinks,
memelilerdeki larinksin bulunduğu yerin aksine, kuun göğsünün derinliklerinde, trakelerinin
(nefes borularının) iki kola ayrıldığı yerde bulunur. Hatta bu yapı öndeki hava keseleriyle de
çevrelenebilir. Yüksek esneme ve titreme yeteneğinde olan zarlarla bağlantıda olan syrinks
bu yapısı sayesinde akciğerlerden gelen havanın yankılandığı bir oda olarak ilev görür.
Bazen onu çevreleyen ön hava keseleri bu yankılanmaya yardımcı olur. Đsminin aksine
syrinksin çalıma temeli bir pan flütündeki gibi değil, tulum çalgısındaki ki gibidir. Syrinkste
yer alan bir grup özellemi kas syrinksin hareketinin ve zar üzerine gelen basıncı kontrol
eder. Bu kaslarla zarın gerginliğini ayarlayarak ve akciğerlerden syrinkse gelen hava basıncını
değitirerek seslerin iddetini ve frekansını ayarlar. Bu süreç kuun nağmeli ötülerinin
oluumunun temelini oluturur. Syrinksin larinksten ikinci önemli farklılığı trakenin ayrıldığı
yerde bir ayna simetrisi gösterecek ekilde çift yapılı olmasıdır. Eğer bizlerin iki dudağı
arasında iki enstrüman olsaydı ve birini akciğerlerin birisinden gelen havayla, diğerini de
diğer akçiğerden gelen havayla çalabilseydik kulara yakın bir ses çıkarmı olurduk. Kuların
insanların sesini taklit ettiği gibi, bazı insanlar da kuların sesini taklit edebilir. Ama kuun
yaptığı gibi bu da sonuçta bir taklittir ve ku seslerinin özünü yansıtmadığı için kular
tarafından kolaylıkla anlaılır.
Syrinkste yer alan kasların sayısı da ku takımlarına göre faklılıklar gösterir. Diğer
birçok ku takımı yalnızca tek bir kasa sahipken Passeriformes syrinkslerinde en fazla (4-9
çift) kasa sahip olan takımdır. Genel olarak syrinks kaslarının sayısındaki fazlalık kuların
oluturdukları karmaık seslerle ilgilidir. Ancak bazı istisnalar vardır. 7 çift syrinks kası olan amerikan kargası çok sınırlanmı bir ses repertuarına sahiptir. Öte yandan papağanlar, insan
sesini taklit edebilirler ve yalnızca 3 çift syrinks kasları vardır. Uzun yıllar bilim adamları
kuların nasıl ses çıkardıklarını bilmiyorlardı. imdi bile bu konuda çok az ey biliyoruz.
Bununla birlikte, son zamanlarda bilim adamları; kuların boğazlarına yerletirdikleri fiber
optik kablolar yerletirerek, ortamlarına helyum ve oksijen vererek veya gagaları açıkken
öttürüp, kızıl ötesi ve X ıını kameralarıyla izleyerek, bu olağanüstü enstrümanın nasıl
çalıtığı konusunda bilgi elde edinmeye çalımaktadır.
Kuların syrinksinde de iki tane zar bulunur. Bu nedenle bazı kular, aynı anda iki farklı
ses çıkarabilir, hatta kendisiyle düet yapabilir. Ardıçkuları ise bunu, bir taraftan gelen notayı
düürüp diğer taraftan gelen notayı yükselterek tam anlamıyla gerçekletirebilirler. Kardinal
kuları, bronlarını bir taraftan diğer tarafa yarım nota çıkaracak ekilde kapatabilir.
Kanaryalar, bir taraftan nefes alırken diğer tarafıyla ötebilir. Sığır kuları, syrinksin bir yanını
diğerinin ardından pei sıra açıp kapayarak çok hızlı nağmeler çıkarabilir. Đte bu çeit
yetenekler, bazı kuların her saniyede 30 ayrı notayı çıkarabilmelerine olanak sağlamaktadır.
Đnsan seslerini taklit etmek çok zordur. Papağanlar ve daha küçük yakın akraba türleri,
sinek kuları değiik teknikleri kullanarak insan sesini taklit edebilirler. Papağanların birçok
kutan farklı olarak, insanlar gibi, kalın dilleri vardır. Bu dilleri sayesinde, taklit yoluyla,
bizim kullandığımız sözcüklere benzer sözcükler oluturabilir. Bu kular, syrinkslerinden
basit sesler çıkarır. Sonra bu ham sesler, ağız, boğaz ve dil aracılığıyla ekillendirilir. Bununla
birlikte insan sesini taklit etmek için oldukça küçük olan Muhabbet kuu (Melopsittacus
undulatus) türü, syrinkslerinde iki-üç kilohertz frekansta sesler üretir ve ayrıca bu seslere özel
titreimler ekler. Bu ilem, çok iyi bilinen A-M radyolarının dayandığı sisteme dayanır ve
frekans modülasyonu olarak adlandırılır. Muhabbet kularının bunu nasıl yaptığı tam olarak
çözülemediğinden sırrını hala korumaktadır.
Ku sesleri temel olarak iki gruba ayrılır: Çağrı Sesleri ve Melodili Ötü Sesleri.
Çağrı Sesleri
Bütün kular ses çıkarır; ancak kuların çıkardığı her ses, melodili ötü olarak
adlandırılmaz. Bu tip sesler cikleme, cıvıldama, ciyaklama, gevezelenme (aynı hecenin arka
arkaya tekrarlanması) gibi akustik yapıdaki bu basit kısa seslere çağrı sesleri denir. Melodili
ötü ise yalnızca Passeriformes (ötücü kular) takımına ait bir özelliktir. Bu, bütün dünyadaki
kuların neredeyse yarısının melodili ötüe sahip olmadıkları anlamına gelir. Çağrı seslerinin
yapısal özellikleri göz önüne alındığında melodili ötülerden ayrıldıkları görülür. Çağrı
seslerinin çok özel ilevleri vardır ve melodili ötülerden farklı olarak daha çok içgüdüseldir.
Yani ku yavrularının çoğu melodili ötü repertuarlarını diğer bireylerden öğrenme ve pratik
yoluyla sonradan edinirlerken, çağrı repertuvarlarının hemen hemen hepsini çıkarabilecek
yetenektedirler. Çağrı sesleri en az 10 farklı kategoriye ayrılabilir:
1) Genel Alarm Çağrıları
2) Özellemi Alarm Çağrıları
3) Tehlike Çağrıları
4) Saldırgan Çağrılar
5) Teritori Savunma Çağrıları
6) Uçu Çağrıları
7) Yuva Çağrıları
8) Toplanma Çağrıları
9) Beslenme Çağrıları
10) Sevinç (keyif, eğlenme) Çağrıları
Kular, bu mesajların hepsini kullanmaz; ama bir kategoride birden fazla çağrı sesine
sahiptirler. Kulardan bazıları, farklı çevre artlarında yaamalarına rağmen aynı çağrıları
kullanabilir. Bununla beraber, kuların 5-15 arası ayrı mesaj taıyan ses çıkarabilme yeteneği
olduğu kubilimciler (ornitologlar) tarafından tespit edilmitir. Genellikle, Passeriformes
takımındaki kuların diğer ku takımlarındaki ku türlerinden daha geni bir çağrı
repertuarları vardır.
Yetikinlerde Çağrı Seslerinin Sayısı
Ötücü olmayanlar Sayısı Ötücüler Sayısı
Berberi kumrusu 5 Karatavuk 11
Tavuk 6 Çitkuu 12
Gümüi martı 7 Cif caf 13
Kumru vb. 9 Ev serçesi 14
Ebeveynlerin yavruyu tanımasında ses, görmekten daha etkilidir. Sağır bir hindi,
yavrularını; tavuklar, sessiz civcivlerini tanıyamaz (yavrular cam bir fanusun içine
kapatıldıklarında). Aratırmalar göstermitir ki koloni halinde üreyen kularda yavrular
ebeveynini yalnızca, bize hep aynılarmı gibi gelen sesleriyle tanıyabilmektedir.
Kular, hayatlarının çok erken dönemlerinde, hatta yumurtadan çıkmadan önce seslerini
kullanmaya balarlar. Örneğin bıldırcın yavruları birbirleriyle ve anneleriyle haberlemek için
seslerini kullanmaya daha yumurta içindeyken balar. Bu, yavruların yumurtadan yalnızca
birkaç saat arayla ezamanlı olarak çıkmalarını sağlar. Pelikan yavrusu, annesine yumurta
içinin çok sıcak veya soğuk olduğunu bildirebilir. Aynı zamanda yavrularda yumurta
içerisindeyken ebeveynlerinin seslerini dinlerler. Daha yumurtadan çıkmadan ebeveyniyle bu
yolla iletiim kurarak onları tanıyabilirler. Ördekler gibi bazı kuların diileri, yumurtadan çıkan yavrulara, koruma içgüdüsüyle, kendi yanından fazla uzaklamamaları konusunda
uyarıcı çağrılar yapar.
Bütün kular yavruları bu kadar kısa bir sürede ebeveynlerini tanımayı öğrenemezler.
Not all young birds learn to recognise their parents or vice versa immediately. Gümüi
martılarda (Larus argentatus) ebeveyni tanıma 5 günü alır; kara ayaklı martılarda (Rissa
tridactyla) bu ebeveyn tanıma olayının tamamen gerçeklemesi 5 haftayı bulur.
Tıpkı ebeveynlerin yavrularını tanımasında olduğu gibi erikin kularında türdelerini
tanımasında ve varlıklarını belli etmede de sesin önemi görmekten daha fazladır. Örneğin
gececil kularda bu önem daha fazladır. Bu yüzden baykular, ebabiller ve poto kularında
gecenin karanlığında varlıklarını belli etmek için kullandıkları çok gelimi ve güçlü, aynı
zamanda türlerine özgü sesleri vardır.
Kular, elerini de çağrı sesiyle ayırt ederler. Sümsük kuu türleri (Sula sp.), koloni
halinde üreyen türlerdir ve yuva yaptıkları alan binlerce kuun gelip geçtiği, gürültülü bir
ortam olmasına rağmen bu ku kendi eini binlerce hemcinsi arasından saniyenin onda biri
kadarlık bir çağrı sesiyle hemen bulur.
Çağrı seslerinin çeitliliği ve görevlerine yönelik bir örnek: Đspinozun
Çağrı Sesleri
Her ku melodili ötüe sahip değildir ancak her kuun türüne özgü az ya da çok sayıda
çağrı sesi olabilir. Örneğin ispinozun melodili ötüüne ek olarak 9 farklı çağrı sesi vardır.
Bunlar uçu çağrısı, sosyal ve agresif çağrı, yaralanma çağrısı, üç farklı kur çağrısı ve üç
farklı alarm çağrısıdır.
Bunlardan uçu çağrısı kuun uçmaya niyetlendiğinde kendi sürüsünü harekete
geçirmek (havalanmaya tevik etmek) ve uçu sırasında sürüyü koordine etmek için kullanılır.
Aynı zamanda bu çağrı üreme mevsiminin baında özel bir görev de üstlenir. Diiler bu çağrı
sesiyle eleecek bir erkek ararlar ve bu sesle erkekleri cezbetmeye çalıırlar.
Đspinozun sosyal ve agresif çağrı sesi kuun einden ve sürüsünden kısa bir süreliğine
ayrı kaldığında çıkarılır. Bu çağrı sesi aynı zamanda bölgelerine giren yabancı bir kuu,
örneğin bir baykuu, kaçırmak için diğer ispinozları harekete geçirmekte kullanılır. Üçüncü
olarak bu ses acil bir tehlike durumunda, örneğin bir ahinin yaklaıyor olması gibi, çıkarılır.
Bu çağrı sesi duyulduğunda kular hemen en yakındaki bitki örtüsüne saklanır. Deneysel
olarak bu çağrı sesi bir teype kaydedildiğinde ve çalındığında da ortalıkta ahin olmasa bile
bu saklanma davranıı tetiklenebilir. Son olarak bu çağrı sesi aynı sürüdeki bireylerin
özellikle kıın beslenme sırasında, bireylerin birbirlerine çok yaklatıklarında birbirlerini
uzaklatırmak için kullanılır.
Yaralanma çağrısı uçu sırasında yaralanan veya bazende bir yırtıcı tarafından
yakalanan kular tarafından çıkarılır. Bu “acı çağrısı” mevcut bir tehlikeyi daha etkili bir
ekilde haber verir. Dahası bazen ani ve keskin olarak çıkarılan bu çağrı sesi tecrübesiz bir
avcının kuu serbest bırakmasını da sağlayabilir.
Đspinozların üç farklı alarm çağrısı vardır. Bunlardan ilki yalnızca yeni tüylenen yavru
kular tarafından çıkarılır ve kaçma davranıını uyarır. Diğer iki alarm çağrısı ise yalnızca erkek kular tarafından ve yuva yapım sezonu sırasında çıkarılır. Bu alarm çağrılarından birisi
atmaca ya da ahin gibi yırtıcı bir kuun aniden görülmesi üzerine çıkarılırken, diğeri daha az
tehlikeli durumlarda çıkarılır. Bu her iki çağrı sesi diğer yetikin erkekleri alarm durumuna
geçirir. Bu çağrılardan sonuncusu yuvada yiyecek isteyen yavru kuları susturmak için de
kullanılır.
Kur çağrısı da alarm çağrıları gibi üç çeittir. Đkisi erkekler tarafından çıkarılır ve e
teekkülünü kolaylatırır. Diğer kur çağrısı ise dii tarafından çiftlemeye hazır olduğunu
belirtmek için kullalınır.
Melodili Ötüler
Kular çağrı seslerinin yanında bu seslerden daha farklı yapıda ve daha farklı ilevler
gören melodili ötülerde yaparlar. Bu sesler bizler tarafından ku sesi dendiğinde aklımıza
gelen ilk sestir ve bizleri kendine hayran bırakırlar.
Melodili ötüler ve ötmek ku takımlarından yalnızca Passeriformes takımına özgüdür.
Ama yine de bu takıma ait tüm türlerde melodili ötü görülmez. Yalnızca yarısından daha
azında melodili ötülere rastlanır. En ünlü melodili ötü sahibi türkülerimize ve arkılarımıza
konu olan bülbüldür (Erithracus megarhynchos). Romalı doğa bilimci Büyük Pliny bülbül
için “Dünyada hiçbir enstrüman yoktur ki küçük bir kuun boğazından çıktığı ses kadar güzel
ses çıkarabilsin” demitir.
Ötüleri öğrenmek ve icra etmek kular açısından kolay değildir. Küçük bedenleriyle
karılatırılamayacak kadar hünerlidirler. Çitkuu (Troglodytes troglodytes), 740 farklı
notanın bulunduğu bir ötüü bir dakikadan daha kısa sürede söyleyebilir ve sesini 500 metre
mesafeye duyurabilecek ekilde ötebilir. Bu kularla insan vücudu ölçüleri
karılatırıldığında, insanın, sesini 6-8 km öteye duyurması gerekirdi. Kular ötmek için
aırtıcı derecede çok enerji harcarlar. Bazı hesaplamalara göre kuların ötüleri sırasında
harcadıkları enerji, en az uçmak için harcadıkları enerji kadardır. Bazı kular, pratikte üreme
sezonu boyunca durmaksızın öter. Avrupa’da yaayan sarı kirazkuu (Embreliza citrinella)
kendine has ötüünü günde 3.000 kereden, bir üreme sezonunda ise yarım milyon kereden
fazla tekrar etmektedir. Amerika’da yaayan ve çok sıkı çalıan bir ötücü olan kırmızı gözlü
ötleğenin (Vireo olivaceus) ise kendine has ötüünü günde 22.197 kere söylediği tespit
edilmitir. Bu ötüü bir üreme sezonu boyunca 1 milyon kez yineler. Kular günün her saati
ya da tüm yıl boyunca ötmezler. Bu yüzden onların ne zaman ve nerede öttükleri ku
davranılarının belirlenmesinde önemli bir adımdır.
Kuların bu ötülerini duyurabilmeleri ve aynı zamanda duyabilmeleri için uygun bir
pozisyonda durmaları ve uygun bir ötü yeri seçmeleri mesajın tam iletilebilmesi bakımından
oldukça önemlidir. Ökseotu ardıcı (Turdus viscorus) tiz sesini duyurabilmek için bir en
tepesini seçer. Ötü pozisyonunun seçimi de yine kuun seçtiği habitat özellikleriyle
sınırlandırılır. Tarlakuu (Alauda arvensis) açık alanlarda yaadığından dolayı ötüünü daha
fazla alana yaymak için uçu sırasında ötmeyi tercih eder. Çayır incirkuu (Anthus pratensis)
ve dere incirkuu (Anthus spinoletta) ise ötülerinin uygun ekilde yayılacağı habitatlarda
yaamadıkları için, ayırt edici görüntülerinin de yer aldığı kareografik uçu gösterileri
sırasında öterler. Hepimizin bildiği gibi televizyon reklamları radyo reklamlarından daha
etkilidir. Bu cinse ait radyo reklamı yapan tür ağaç incirkuudur (Anthus trivialis). Narbülbülü
(Erithracus rubecula) ve karabalı kirazkuu (Emberiza melanocephala) görülebilir bir tümsekte veya direk üzerinde öterken, çit kuu (Troglodytes troglodytes) bir çalılığın içindeki
boluklardan öter. Çit ardıçkuları (Acrocephalus schoenobaenus) yava yava bir kamıın
tepesine doğru tırmanarak öter ve sonra hızla yere iner. Đngilizce “flit” “ku gibi gözden
kaybolmak” fiili buradan çıkmı olsa gerektir.
Bazı çalı kuları (Thryothorus ludovicianus), diğer erkek türdeinin ne kadar uzakta
bulunduğunu, ses hacmine bakmadan, sadece sesin geldiği kaynaktan azalma değerine
bakarak ve sesi duyduğu noktayı tespit ederek sesin uzaklığını hesaplayabilir. Çalı kuları
üzerine yapılan çalımalarda, diilerin, daha kompleks nota düzeninde ötebilen erkekleri
tercih ettiği görülmütür. Erkeğin ötüü, karısındakine unu söylemektedir: “Bu evin bir
sakini vardır ve sahibi evdedir.” Çalı kuunun bu ötüü iki anlama gelir:
1-Diğer erkeklere orasının kendi meskeni olduğunu ilan etmek.
2- Yeni nesil vermek için dii kuu davet etmek.
Çoğunlukla aynı ötü bu iki amaç için i görür. Ormanlık arazideki kuların kenarı ve
afak zamanı ötmek için çok uygun bir zamandır. Çünkü ortalık sakindir ve ses net olarak
iletilebilmektedir. Diğer yandan bu zaman, yırtıcı kuların daha az göründüğü bir zamandır.
Üçüncü olarak; böcek yiyen kular için, henüz böcek gibi uyarıcılar ortaya çıkmadığından
avlanma zamanı değildir, yani bo bir zamandır. Dördüncüsü; batankaralar gibi birçok dii
ku için yumurtalama zamanı sabahtır, bu yüzden yumurtaların üzerine yatmadan önce
erkeğiyle eleeceği en iyi zaman dilimidir. Son olarak; bir erkeğin bir diiyi iyi öterek davet
edebileceği en uygun zamandır. Bu, dii için oldukça önemlidir. Çünkü erkeğin ötüündeki
güzellik, onun bir gün önceki beslenme durumuyla ilgilidir. Diiler, nesillerinin devamı için
iyi beslenen erkekleri tercih eder.
Bazı kular, basit, bazıları nispeten kompleks ötüler sergilerler. Đspinoz (Fringilla
coeleps) gibi türler, genelde be değiik ötü sesine sahiptir. Üreme sezonunda eini erken
bulan erkekler, daha kompleks ötebilenlerdir.. Ei erken bulmak, erkek açısından çok
önemlidir. öyle ki, erken e bulan fertler, daha erken yavru sahibi olur.
Alıntıdır.
Ku sesleri dünyanın doğal harikalarından birisidir. Tarihin balangıcından bile daha
uzun zaman önce insanoğluna sevinç ve nee aıladılar. Nağmelerindeki bu güzellikleriyle
modern dünyamızda bile bizleri hayran bırakmaya devam ediyorlar. Gerçektende günein
doğuuyla birlikte kuların afak korosuyla uyanmak ve güne öyle balamak gibisi yoktur.
Bununla birlikte kular insanları cezbetmek için ötmezler. Ötücü kular çevrelerinde henüz
onları dinleyecek insanlar olmadan uzun zaman önce, yaklaık 200 milyon yıl önce
evrimletiler. Kular için ötme dünyayla, özellikle de diğer kularla, iletiimi ifade eder.
Kular Nasıl Ses Çıkarırlar?
Kular vokal ses çıkarma yeteneği olmayan sürüngenlerden evrimlemitir. Bizim de
içinde olduğumuz memelilerle birlikte vokal ses çıkarma yeteneğinde olan diğer canlı
grubudur. Yalnızca bazı ku türleri (leylekler, pelikanlar ve bazı akbabalar) vokal sese sahip
değildir. Bunun haricinde bütün kular karmaık ya da basit olsun vokal bazı sesler çıkarırlar.
Passeriformes takımından kular ise bir vokal ses türü olan ötü yetenekleriyle tanınırlar. Ama
kuların ses çıkardıkları organının yapısı ve yeri memelilerden farklıdır. Memelilerin ses
çıkarma organı olan “larinks” soluk borusunun en üst kısmında yer alır ve çok sert zarlar
içerir. Bu zarlar larikste yer alan kas ve kıkırdak bileiminin hava geçiini kontrol etmesiyle
titreerek bildiğimiz sesler oluur. Kularda bunun yerine “syrinks” adı verilen kemiksi bir
organ vardır. Syrinks, ismini mitolojik bir öyküden alır. Mitolojiye göre kırların, çobanların
ve hayvan sürülerinin koruyucusu olan Tanrı Pan, Syrinks isimli bir periye aık olur. Birgün
peine takılıp onu kovalamaya balar. Tam yakalayacakken Syrinks bir saz haline dünüür.
Bir dere kenarından fıkıran saz yel estikçe tatlı tatlı öter. Bu güzel perinin onuruna ve ona
olan umutsuz akı için Pan bu kamılardan 7 tanesini keserek yanyana balmumuyla yapıtırır
ve bugün "syrinks" veya "Pan flütü" olarak adlandırdığımız müzik aletini yapar. Syrinks,
memelilerdeki larinksin bulunduğu yerin aksine, kuun göğsünün derinliklerinde, trakelerinin
(nefes borularının) iki kola ayrıldığı yerde bulunur. Hatta bu yapı öndeki hava keseleriyle de
çevrelenebilir. Yüksek esneme ve titreme yeteneğinde olan zarlarla bağlantıda olan syrinks
bu yapısı sayesinde akciğerlerden gelen havanın yankılandığı bir oda olarak ilev görür.
Bazen onu çevreleyen ön hava keseleri bu yankılanmaya yardımcı olur. Đsminin aksine
syrinksin çalıma temeli bir pan flütündeki gibi değil, tulum çalgısındaki ki gibidir. Syrinkste
yer alan bir grup özellemi kas syrinksin hareketinin ve zar üzerine gelen basıncı kontrol
eder. Bu kaslarla zarın gerginliğini ayarlayarak ve akciğerlerden syrinkse gelen hava basıncını
değitirerek seslerin iddetini ve frekansını ayarlar. Bu süreç kuun nağmeli ötülerinin
oluumunun temelini oluturur. Syrinksin larinksten ikinci önemli farklılığı trakenin ayrıldığı
yerde bir ayna simetrisi gösterecek ekilde çift yapılı olmasıdır. Eğer bizlerin iki dudağı
arasında iki enstrüman olsaydı ve birini akciğerlerin birisinden gelen havayla, diğerini de
diğer akçiğerden gelen havayla çalabilseydik kulara yakın bir ses çıkarmı olurduk. Kuların
insanların sesini taklit ettiği gibi, bazı insanlar da kuların sesini taklit edebilir. Ama kuun
yaptığı gibi bu da sonuçta bir taklittir ve ku seslerinin özünü yansıtmadığı için kular
tarafından kolaylıkla anlaılır.
Syrinkste yer alan kasların sayısı da ku takımlarına göre faklılıklar gösterir. Diğer
birçok ku takımı yalnızca tek bir kasa sahipken Passeriformes syrinkslerinde en fazla (4-9
çift) kasa sahip olan takımdır. Genel olarak syrinks kaslarının sayısındaki fazlalık kuların
oluturdukları karmaık seslerle ilgilidir. Ancak bazı istisnalar vardır. 7 çift syrinks kası olan amerikan kargası çok sınırlanmı bir ses repertuarına sahiptir. Öte yandan papağanlar, insan
sesini taklit edebilirler ve yalnızca 3 çift syrinks kasları vardır. Uzun yıllar bilim adamları
kuların nasıl ses çıkardıklarını bilmiyorlardı. imdi bile bu konuda çok az ey biliyoruz.
Bununla birlikte, son zamanlarda bilim adamları; kuların boğazlarına yerletirdikleri fiber
optik kablolar yerletirerek, ortamlarına helyum ve oksijen vererek veya gagaları açıkken
öttürüp, kızıl ötesi ve X ıını kameralarıyla izleyerek, bu olağanüstü enstrümanın nasıl
çalıtığı konusunda bilgi elde edinmeye çalımaktadır.
Kuların syrinksinde de iki tane zar bulunur. Bu nedenle bazı kular, aynı anda iki farklı
ses çıkarabilir, hatta kendisiyle düet yapabilir. Ardıçkuları ise bunu, bir taraftan gelen notayı
düürüp diğer taraftan gelen notayı yükselterek tam anlamıyla gerçekletirebilirler. Kardinal
kuları, bronlarını bir taraftan diğer tarafa yarım nota çıkaracak ekilde kapatabilir.
Kanaryalar, bir taraftan nefes alırken diğer tarafıyla ötebilir. Sığır kuları, syrinksin bir yanını
diğerinin ardından pei sıra açıp kapayarak çok hızlı nağmeler çıkarabilir. Đte bu çeit
yetenekler, bazı kuların her saniyede 30 ayrı notayı çıkarabilmelerine olanak sağlamaktadır.
Đnsan seslerini taklit etmek çok zordur. Papağanlar ve daha küçük yakın akraba türleri,
sinek kuları değiik teknikleri kullanarak insan sesini taklit edebilirler. Papağanların birçok
kutan farklı olarak, insanlar gibi, kalın dilleri vardır. Bu dilleri sayesinde, taklit yoluyla,
bizim kullandığımız sözcüklere benzer sözcükler oluturabilir. Bu kular, syrinkslerinden
basit sesler çıkarır. Sonra bu ham sesler, ağız, boğaz ve dil aracılığıyla ekillendirilir. Bununla
birlikte insan sesini taklit etmek için oldukça küçük olan Muhabbet kuu (Melopsittacus
undulatus) türü, syrinkslerinde iki-üç kilohertz frekansta sesler üretir ve ayrıca bu seslere özel
titreimler ekler. Bu ilem, çok iyi bilinen A-M radyolarının dayandığı sisteme dayanır ve
frekans modülasyonu olarak adlandırılır. Muhabbet kularının bunu nasıl yaptığı tam olarak
çözülemediğinden sırrını hala korumaktadır.
Ku sesleri temel olarak iki gruba ayrılır: Çağrı Sesleri ve Melodili Ötü Sesleri.
Çağrı Sesleri
Bütün kular ses çıkarır; ancak kuların çıkardığı her ses, melodili ötü olarak
adlandırılmaz. Bu tip sesler cikleme, cıvıldama, ciyaklama, gevezelenme (aynı hecenin arka
arkaya tekrarlanması) gibi akustik yapıdaki bu basit kısa seslere çağrı sesleri denir. Melodili
ötü ise yalnızca Passeriformes (ötücü kular) takımına ait bir özelliktir. Bu, bütün dünyadaki
kuların neredeyse yarısının melodili ötüe sahip olmadıkları anlamına gelir. Çağrı seslerinin
yapısal özellikleri göz önüne alındığında melodili ötülerden ayrıldıkları görülür. Çağrı
seslerinin çok özel ilevleri vardır ve melodili ötülerden farklı olarak daha çok içgüdüseldir.
Yani ku yavrularının çoğu melodili ötü repertuarlarını diğer bireylerden öğrenme ve pratik
yoluyla sonradan edinirlerken, çağrı repertuvarlarının hemen hemen hepsini çıkarabilecek
yetenektedirler. Çağrı sesleri en az 10 farklı kategoriye ayrılabilir:
1) Genel Alarm Çağrıları
2) Özellemi Alarm Çağrıları
3) Tehlike Çağrıları
4) Saldırgan Çağrılar
5) Teritori Savunma Çağrıları
6) Uçu Çağrıları
7) Yuva Çağrıları
8) Toplanma Çağrıları
9) Beslenme Çağrıları
10) Sevinç (keyif, eğlenme) Çağrıları
Kular, bu mesajların hepsini kullanmaz; ama bir kategoride birden fazla çağrı sesine
sahiptirler. Kulardan bazıları, farklı çevre artlarında yaamalarına rağmen aynı çağrıları
kullanabilir. Bununla beraber, kuların 5-15 arası ayrı mesaj taıyan ses çıkarabilme yeteneği
olduğu kubilimciler (ornitologlar) tarafından tespit edilmitir. Genellikle, Passeriformes
takımındaki kuların diğer ku takımlarındaki ku türlerinden daha geni bir çağrı
repertuarları vardır.
Yetikinlerde Çağrı Seslerinin Sayısı
Ötücü olmayanlar Sayısı Ötücüler Sayısı
Berberi kumrusu 5 Karatavuk 11
Tavuk 6 Çitkuu 12
Gümüi martı 7 Cif caf 13
Kumru vb. 9 Ev serçesi 14
Ebeveynlerin yavruyu tanımasında ses, görmekten daha etkilidir. Sağır bir hindi,
yavrularını; tavuklar, sessiz civcivlerini tanıyamaz (yavrular cam bir fanusun içine
kapatıldıklarında). Aratırmalar göstermitir ki koloni halinde üreyen kularda yavrular
ebeveynini yalnızca, bize hep aynılarmı gibi gelen sesleriyle tanıyabilmektedir.
Kular, hayatlarının çok erken dönemlerinde, hatta yumurtadan çıkmadan önce seslerini
kullanmaya balarlar. Örneğin bıldırcın yavruları birbirleriyle ve anneleriyle haberlemek için
seslerini kullanmaya daha yumurta içindeyken balar. Bu, yavruların yumurtadan yalnızca
birkaç saat arayla ezamanlı olarak çıkmalarını sağlar. Pelikan yavrusu, annesine yumurta
içinin çok sıcak veya soğuk olduğunu bildirebilir. Aynı zamanda yavrularda yumurta
içerisindeyken ebeveynlerinin seslerini dinlerler. Daha yumurtadan çıkmadan ebeveyniyle bu
yolla iletiim kurarak onları tanıyabilirler. Ördekler gibi bazı kuların diileri, yumurtadan çıkan yavrulara, koruma içgüdüsüyle, kendi yanından fazla uzaklamamaları konusunda
uyarıcı çağrılar yapar.
Bütün kular yavruları bu kadar kısa bir sürede ebeveynlerini tanımayı öğrenemezler.
Not all young birds learn to recognise their parents or vice versa immediately. Gümüi
martılarda (Larus argentatus) ebeveyni tanıma 5 günü alır; kara ayaklı martılarda (Rissa
tridactyla) bu ebeveyn tanıma olayının tamamen gerçeklemesi 5 haftayı bulur.
Tıpkı ebeveynlerin yavrularını tanımasında olduğu gibi erikin kularında türdelerini
tanımasında ve varlıklarını belli etmede de sesin önemi görmekten daha fazladır. Örneğin
gececil kularda bu önem daha fazladır. Bu yüzden baykular, ebabiller ve poto kularında
gecenin karanlığında varlıklarını belli etmek için kullandıkları çok gelimi ve güçlü, aynı
zamanda türlerine özgü sesleri vardır.
Kular, elerini de çağrı sesiyle ayırt ederler. Sümsük kuu türleri (Sula sp.), koloni
halinde üreyen türlerdir ve yuva yaptıkları alan binlerce kuun gelip geçtiği, gürültülü bir
ortam olmasına rağmen bu ku kendi eini binlerce hemcinsi arasından saniyenin onda biri
kadarlık bir çağrı sesiyle hemen bulur.
Çağrı seslerinin çeitliliği ve görevlerine yönelik bir örnek: Đspinozun
Çağrı Sesleri
Her ku melodili ötüe sahip değildir ancak her kuun türüne özgü az ya da çok sayıda
çağrı sesi olabilir. Örneğin ispinozun melodili ötüüne ek olarak 9 farklı çağrı sesi vardır.
Bunlar uçu çağrısı, sosyal ve agresif çağrı, yaralanma çağrısı, üç farklı kur çağrısı ve üç
farklı alarm çağrısıdır.
Bunlardan uçu çağrısı kuun uçmaya niyetlendiğinde kendi sürüsünü harekete
geçirmek (havalanmaya tevik etmek) ve uçu sırasında sürüyü koordine etmek için kullanılır.
Aynı zamanda bu çağrı üreme mevsiminin baında özel bir görev de üstlenir. Diiler bu çağrı
sesiyle eleecek bir erkek ararlar ve bu sesle erkekleri cezbetmeye çalıırlar.
Đspinozun sosyal ve agresif çağrı sesi kuun einden ve sürüsünden kısa bir süreliğine
ayrı kaldığında çıkarılır. Bu çağrı sesi aynı zamanda bölgelerine giren yabancı bir kuu,
örneğin bir baykuu, kaçırmak için diğer ispinozları harekete geçirmekte kullanılır. Üçüncü
olarak bu ses acil bir tehlike durumunda, örneğin bir ahinin yaklaıyor olması gibi, çıkarılır.
Bu çağrı sesi duyulduğunda kular hemen en yakındaki bitki örtüsüne saklanır. Deneysel
olarak bu çağrı sesi bir teype kaydedildiğinde ve çalındığında da ortalıkta ahin olmasa bile
bu saklanma davranıı tetiklenebilir. Son olarak bu çağrı sesi aynı sürüdeki bireylerin
özellikle kıın beslenme sırasında, bireylerin birbirlerine çok yaklatıklarında birbirlerini
uzaklatırmak için kullanılır.
Yaralanma çağrısı uçu sırasında yaralanan veya bazende bir yırtıcı tarafından
yakalanan kular tarafından çıkarılır. Bu “acı çağrısı” mevcut bir tehlikeyi daha etkili bir
ekilde haber verir. Dahası bazen ani ve keskin olarak çıkarılan bu çağrı sesi tecrübesiz bir
avcının kuu serbest bırakmasını da sağlayabilir.
Đspinozların üç farklı alarm çağrısı vardır. Bunlardan ilki yalnızca yeni tüylenen yavru
kular tarafından çıkarılır ve kaçma davranıını uyarır. Diğer iki alarm çağrısı ise yalnızca erkek kular tarafından ve yuva yapım sezonu sırasında çıkarılır. Bu alarm çağrılarından birisi
atmaca ya da ahin gibi yırtıcı bir kuun aniden görülmesi üzerine çıkarılırken, diğeri daha az
tehlikeli durumlarda çıkarılır. Bu her iki çağrı sesi diğer yetikin erkekleri alarm durumuna
geçirir. Bu çağrılardan sonuncusu yuvada yiyecek isteyen yavru kuları susturmak için de
kullanılır.
Kur çağrısı da alarm çağrıları gibi üç çeittir. Đkisi erkekler tarafından çıkarılır ve e
teekkülünü kolaylatırır. Diğer kur çağrısı ise dii tarafından çiftlemeye hazır olduğunu
belirtmek için kullalınır.
Melodili Ötüler
Kular çağrı seslerinin yanında bu seslerden daha farklı yapıda ve daha farklı ilevler
gören melodili ötülerde yaparlar. Bu sesler bizler tarafından ku sesi dendiğinde aklımıza
gelen ilk sestir ve bizleri kendine hayran bırakırlar.
Melodili ötüler ve ötmek ku takımlarından yalnızca Passeriformes takımına özgüdür.
Ama yine de bu takıma ait tüm türlerde melodili ötü görülmez. Yalnızca yarısından daha
azında melodili ötülere rastlanır. En ünlü melodili ötü sahibi türkülerimize ve arkılarımıza
konu olan bülbüldür (Erithracus megarhynchos). Romalı doğa bilimci Büyük Pliny bülbül
için “Dünyada hiçbir enstrüman yoktur ki küçük bir kuun boğazından çıktığı ses kadar güzel
ses çıkarabilsin” demitir.
Ötüleri öğrenmek ve icra etmek kular açısından kolay değildir. Küçük bedenleriyle
karılatırılamayacak kadar hünerlidirler. Çitkuu (Troglodytes troglodytes), 740 farklı
notanın bulunduğu bir ötüü bir dakikadan daha kısa sürede söyleyebilir ve sesini 500 metre
mesafeye duyurabilecek ekilde ötebilir. Bu kularla insan vücudu ölçüleri
karılatırıldığında, insanın, sesini 6-8 km öteye duyurması gerekirdi. Kular ötmek için
aırtıcı derecede çok enerji harcarlar. Bazı hesaplamalara göre kuların ötüleri sırasında
harcadıkları enerji, en az uçmak için harcadıkları enerji kadardır. Bazı kular, pratikte üreme
sezonu boyunca durmaksızın öter. Avrupa’da yaayan sarı kirazkuu (Embreliza citrinella)
kendine has ötüünü günde 3.000 kereden, bir üreme sezonunda ise yarım milyon kereden
fazla tekrar etmektedir. Amerika’da yaayan ve çok sıkı çalıan bir ötücü olan kırmızı gözlü
ötleğenin (Vireo olivaceus) ise kendine has ötüünü günde 22.197 kere söylediği tespit
edilmitir. Bu ötüü bir üreme sezonu boyunca 1 milyon kez yineler. Kular günün her saati
ya da tüm yıl boyunca ötmezler. Bu yüzden onların ne zaman ve nerede öttükleri ku
davranılarının belirlenmesinde önemli bir adımdır.
Kuların bu ötülerini duyurabilmeleri ve aynı zamanda duyabilmeleri için uygun bir
pozisyonda durmaları ve uygun bir ötü yeri seçmeleri mesajın tam iletilebilmesi bakımından
oldukça önemlidir. Ökseotu ardıcı (Turdus viscorus) tiz sesini duyurabilmek için bir en
tepesini seçer. Ötü pozisyonunun seçimi de yine kuun seçtiği habitat özellikleriyle
sınırlandırılır. Tarlakuu (Alauda arvensis) açık alanlarda yaadığından dolayı ötüünü daha
fazla alana yaymak için uçu sırasında ötmeyi tercih eder. Çayır incirkuu (Anthus pratensis)
ve dere incirkuu (Anthus spinoletta) ise ötülerinin uygun ekilde yayılacağı habitatlarda
yaamadıkları için, ayırt edici görüntülerinin de yer aldığı kareografik uçu gösterileri
sırasında öterler. Hepimizin bildiği gibi televizyon reklamları radyo reklamlarından daha
etkilidir. Bu cinse ait radyo reklamı yapan tür ağaç incirkuudur (Anthus trivialis). Narbülbülü
(Erithracus rubecula) ve karabalı kirazkuu (Emberiza melanocephala) görülebilir bir tümsekte veya direk üzerinde öterken, çit kuu (Troglodytes troglodytes) bir çalılığın içindeki
boluklardan öter. Çit ardıçkuları (Acrocephalus schoenobaenus) yava yava bir kamıın
tepesine doğru tırmanarak öter ve sonra hızla yere iner. Đngilizce “flit” “ku gibi gözden
kaybolmak” fiili buradan çıkmı olsa gerektir.
Bazı çalı kuları (Thryothorus ludovicianus), diğer erkek türdeinin ne kadar uzakta
bulunduğunu, ses hacmine bakmadan, sadece sesin geldiği kaynaktan azalma değerine
bakarak ve sesi duyduğu noktayı tespit ederek sesin uzaklığını hesaplayabilir. Çalı kuları
üzerine yapılan çalımalarda, diilerin, daha kompleks nota düzeninde ötebilen erkekleri
tercih ettiği görülmütür. Erkeğin ötüü, karısındakine unu söylemektedir: “Bu evin bir
sakini vardır ve sahibi evdedir.” Çalı kuunun bu ötüü iki anlama gelir:
1-Diğer erkeklere orasının kendi meskeni olduğunu ilan etmek.
2- Yeni nesil vermek için dii kuu davet etmek.
Çoğunlukla aynı ötü bu iki amaç için i görür. Ormanlık arazideki kuların kenarı ve
afak zamanı ötmek için çok uygun bir zamandır. Çünkü ortalık sakindir ve ses net olarak
iletilebilmektedir. Diğer yandan bu zaman, yırtıcı kuların daha az göründüğü bir zamandır.
Üçüncü olarak; böcek yiyen kular için, henüz böcek gibi uyarıcılar ortaya çıkmadığından
avlanma zamanı değildir, yani bo bir zamandır. Dördüncüsü; batankaralar gibi birçok dii
ku için yumurtalama zamanı sabahtır, bu yüzden yumurtaların üzerine yatmadan önce
erkeğiyle eleeceği en iyi zaman dilimidir. Son olarak; bir erkeğin bir diiyi iyi öterek davet
edebileceği en uygun zamandır. Bu, dii için oldukça önemlidir. Çünkü erkeğin ötüündeki
güzellik, onun bir gün önceki beslenme durumuyla ilgilidir. Diiler, nesillerinin devamı için
iyi beslenen erkekleri tercih eder.
Bazı kular, basit, bazıları nispeten kompleks ötüler sergilerler. Đspinoz (Fringilla
coeleps) gibi türler, genelde be değiik ötü sesine sahiptir. Üreme sezonunda eini erken
bulan erkekler, daha kompleks ötebilenlerdir.. Ei erken bulmak, erkek açısından çok
önemlidir. öyle ki, erken e bulan fertler, daha erken yavru sahibi olur.
Alıntıdır.

