Kuşlar ne şekilde öteceklerini nerden bilirler?

Aslan ÖZTÜRK

Uzman Üyemiz
Katılım
4 Eki 2011
Mesajlar
333
Konum
İSTANBUL
Adı
ASLAN
Soyadı
ÖZTÜRK
Peki, kuların ötülerinin kaynağı nedir?  Đspinoz ve beyaz taçlı serçe (Zonotrichia
leucophyrs), doğal çevrelerinden izole edildiklerinde bile, kendi türlerine özgü ötüler
ürettikleri gözlenmitir. Fakat bu ötüler, yabani formların ötüleriyle karılatırıldığında,
aralarında büyük farklar olduğu görülmütür. Aratırmalar, kuların ötülerinin içgüdülerine,
önceden programlanmı türe özgü ötü bilgilerine ve erikin kulardan gelen öğrenmelere
dayalı karıık bir temeli olduğunu göstermitir. Yani kular doğutan gelen bir ötü gelitirme
içgüdüsüyle doğarlar. Buna “Sessel Kalıp Teorisi” denir. Bu kalıp, yetikin kuların
dinlenmesiyle ve pratikle değitirilir ve mükemmelletirilir. Bazı ku türleri, değiik öğrenme
aamaları geçirebilir. Bunlar, doğumlarını takip eden günlerde ötülerini çok iyi
çıkaramazken, birkaç haftalık pratikten sonra çok daha iyi öterler.  Đlk bataki ötülerine
“yoğrulabilir ötü” denir. Yoğrulabilir ötü, yetikin dönemde söylenen ötülerin temelini
oluturur. Türler arasında çok fazla farklılık olduğu düünülmektedir. Bazı türler, güçlü
içgüdüsel kalıplara sahiptir ve doğduktan sonra neredeyse hiçbir ey öğrenmeden türüne özgü
ötülerini çıkarabilirler. Bazıları hem türdelerinin hem de diğer türlerin ötülerinden bazı eyler öğrenebilir. Son olarak, bazı kular doğada da diğer kuların seslerini taklit
edebilmektedirler. Örneğin sığırcıklar (Sturnus vulgaris), diğer ötücü kuların seslerini taklit
edebildikleri gibi, çeitli kıyı kularının ıslıksı seslerini ve hatta mekanik sesleri  bile taklit
ederek tüm bu sesleri kendi ötüleri içerisine dahil edebilirler. Bu yolla en çok ötü taklit eden
ku çalı kamıçını (Acrocephalus palustris)’dır. Yapılan bir çalımada bu kuların bir
bireyinin diğer bireylerde olmayan bir  ekilde 200’ün üzerinde farklı ku sesini taklit ettiği
kaydedilmitir. Hatta Avustralya’da ormanlarında yaayan lirkuu (Menura novaehollandiae)
ormana giren i makinalarının bile sesini taklit edebilir.
Daha ilginç bir durum kuların tıpkı bizler gibi diğer türlerin yerel lehçelerini de
öğrenme ve gelitirme yeteneğinde olduklarıdır. Bu olay, göçmen olmayan kularda daha
yaygındır ve bunlar daha fazla yerel lehçelere sahiptir.
Özetle:
Erkek kular ötüleri öğrenirken, onları gelitirirken ve icra ederlerken oldukça fazla
çaba sarfederler. Bunu iki temel amaç için yaparlar: birincisi, bölgelerini diğer erkeklerden
korumak; ikincisi, bir veya daha fazla diiyi kendine çekmek. 
Diğer Ku Sesleri
Kularda, ötme dıında baka ses çıkarma teknikleri de vardır. Bazı kular, ayağını yere
vurarak (örneğin sakarmeler), bazıları gagalarını birbirine çarparak (fırkateyn kuları,
albatroslar ve hepimizin sesine aina olduğu leylekler). Ayrıca kular, ses çıkarmak için
kanatlarını ve kuyruklarını da kullanabilir. Bu tip seslerin en bilindik ekli gagaların birbirine
vurularak çıkarılan mekanik seslerdir. Hem akleylek hem de karaleylek eleme gösterileri
sırasında gagalarını takırdatarak ses çıkarırlar. Akleyleklerde bu ses ayrıca elerin birbirleri
arasında bir kabullenme ve tanıma sinyali olarak ta i görür. Gagaların en bildik kullanımı
büyük alaca ağaçkakan (Picoides major), küçük ağaçkakan (Picoides minor) ve üç parmaklı
ağaçkakanların (Picioides tridactylus) sesli kur gösterileri oluturmak için kullanımıdır. Her
iki eey gagalarını bir ağaç dalına, kuru bir kütükteki oyuğa, hatta metalden yapılmı baca
borularına, oluklara ve  su borularına vurarakgürültülü ritmik takırdılar eliğinde bir araya
gelirler ve birbirlerini bu sesli gösteriler sırasında beğenirler. Aynı zamanda bu takırtılı
seslerini, teritori sınırlarını ilan etmek ve eleri kendi bölgelerine çekmek için de kullanırlar.
Her ağaçkakan türü, ağaçlara farklı ekilde vurur. Böylelikle ağaç gövdelerinden beslendikleri
sırada, erkek ve dii birbirlerini gagalarının bu vuru seslerinden rahatlıkla tanıyabilir.
Saniyede 20’yi bulan vurularla çıkarılan bu sesler 1 km öteden duyulabilir.
Bazı kular kanat ve kuyruk teleklerininin arasını uçu sırasında açıp aralarından havaa
geçiini sağlayarak ıslık, çıngırak, vızıltı ve çeitli diğer sesleri çıkarabilirler. Örneğin çulluk
türü kular değiime uğramı tüylerini birbirine çarparak ses çıkarırlar. Suçulluğu (Galinago
gallinago) kur zamanlarında gökyüzünden aağıya doğru süzülürken kuyruğunun her iki
yanındaki diğer teleklerden ayrı bir  ekilde duran iki teleği titretirerek ses çıkarırlar.
Kuyruğun en dıında yer alan bu telekler birkaç yapısal özellik bakımından diğerlerinden
farklıdır. En çokta göreceli olarak diğer teleklerden daha serttirler. Öte yandan bazı kular
kanatlarının veya kanatlarındaki karpal (bilek) kemiklerin birbirine çarptırılmasıyla da çok
keskin patlama sesleri çıkarabilirler. Kanatlarıyla ses çıkaran kulara sessiz kuğuları örnek
olarak verebiliriz.  Palmiye kakadusu (Probosciger aterrimus), dallardan kendine davul sapları yapar ve kur
dansı sırasında bir balet gibi ayakları üzerinde dönerken bu sopaları içi bo kütüğe vurarak
diiyi etkilemeye çalıır. 

Mağarada yaayan bazı ebabil benzeri ku türleri (Collocalia spp.), karanlık mağaralarda
yönlerini bulmak için yarasalarınkine benzeyen bir  ekolokasyon sistemine sahiptirler. 4.5 -
7.5 kHz arasındaki bu sesler sayesinde bu karanlık mağaralarda yuvalanabilirler. Yağ kuları
ise 1.0 - 15 kHz arasında kısa ve  iddetli ses patlamaları oluturarak mağaralarda yönlerini
bulurlar. Yalnız yağ kuları diğerlerinden farklı olarak, nokturnal (geceleri yaayan)
olmalarına rağmen ekolokasyon özelliklerini mağara dıında kullanmazlar. Her iki ku
türünün de çıkardığı bu sesler insan kulağı tarafından algılanabilir ve davetsiz bir insan
misafir mağaralarına girdiğinde, sürü  eklinde ses çıkararak birçok sarkıt ve dikitin olduğu
mağarada onu tehlikeye atmaya çalıırlar. Aynı zamanda her iki türün ekolokasyon için
kullandıkları sesler oldukça düüktür. Bu nedenle daha uzun dalga boyuna sahip olan bu
seslerin etkinliliği yarasalarınkiyle karılatırıldığında oldukça azdır. Bu onların daha küçük
objeleri ayırtedemeyecekleri anlamına gelir. Yağ kuları 15 cm çapından daha çapından
küçük objeleri belirleyemez. Mağara ebabilinde ise bu alt sınır 6 cm çaptır.

alıntıdır.