amazonia
Uzman Üyemiz
VİTAMİN A
Retinol olarak da bilinen vitamin A monohidrik bir alkoldür. Alkol grubunun aldehitle yer değiştirmesi ile retinal, asit grubu ile yer değiştirmesi sonucuda retinoik asit adını alır Ultraviole ışınlarına, ısıya ve oksijene karşı duyarlıdır.Vitamin karaciğerde palmitat biçiminde depo edilir. Vitamin A’nın provitaminleri bitkilerde bulunan a , b , d karotinlerle kriptoksantinlerdir. Karotenlerin vitamin A’ya dönüşümünün önemli bir kısmı ince bağırsaklarda gerçekleşir.Karotenin geri kalan bölümü ise karaciğerde viamin A’ya dönüşür.Yağlar özellikle doymamış yağ asitleri karotenlerin emilimini hızlandırır.Karotenler sadece hayvan vücudunda vitamin A’ya dönüştükleri için bu vitamin hayvansal ürün olarak nitelendirilir.Yemlerde protein ve fosfor yetersizliği yada nitratların yüksek miktarlarda alınması vücutta karotenin değerlendirilmesini olumsuz etkiler.
Fonksiyonları:
Işık uyarımlarını gözden beyne taşıyarak görmeyi sağlar.
Epitel membranların (deri,mukaza gibi) yapımı, korunması ve yenilenmesini sağlar.
İskelet yapısını geliştirir.
Fertiliteye olumlu etkisi vardır. Döl verimini arttırır.
Antikor üretiminde etkilidir.
Büyüme ve verimliliği arttırır.
Enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır.
Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasını düzenler.
Kolesterol sentezinde görevlidir.
Yetersizliği:
Kemik dokusundaki osteoblastlar ve osteoklastlar anormal aktivite göstermektedir.Bunun sonucunda kemik büyümesinde olumsuzluklar meydana gelir.
Hayvanda büyüme durur.
İştah kaybı oluşur.
Kanser riski artar.
Kseroftalmi ve gece körlüğü meydana gelir.
Kornea keratinleşir ve göz konjuktivalarında kurumalar görülür.
Sinirsel bozukluklar oluşur.
Östrus sıklusu düzensizlikleri görülür.
Dölverimi yeteneği kaybolur.
Gebe hayvanlarda yavru atmaya neden olur.
Damızlık hayvanlarda infertilite (kısırlık) oluşur.
Plasentanın gelişmesi durur.
Konjenital bozukluklar oluşur.
Kör, ölü ve zayıf buzağı doğumlarına neden olur.
Erkek hayvanlarda cinsel aktivite düşer.
Böbkeklerde bozukluklar meydana gelir.
Deri problemleri oluşur.
Kanatlılarda :
Kuluçka randımanı düşer.
Enfeksiyonlara karşı direnç azalır.
Gözler ve burunda akıntı görülür.
Deri ve tüylerde sertlik ve kuruma olur.
Hareketlerde inkordinasyon ve kramplar görülür.
Kemiklerde metaplazi şekillenir.
Yumurta veriminde ve çıkış gücünde azalmaya neden olur.
VİTAMİN D
Antiraşitik vitamin olarak da bilinir.Vitaminin ergokalsiferol (vit.D2) ve kolekalsiferol (vit.D3) olmak üzere iki formu vardır.İnsan, sığır ve köpekte etkinlik bakımından aynı değere sahip iken kanatlılarda D3 vitamini D2’den 30 kat daha iyi değerlendirilir.Her iki provitaminin ultraviyole ışınlarının etkisiyle 9. ve 10. pozisyonu arasındaki b halkası açılmadıkça beslenme açısından önemi yoktur. Vitamin D2 ve D3 ince bağırsaklardan emildikten sonra kan yolu ile karaciğere gelir.Karaciğerde 25-hidroksikolekalsiferole (25-HCC) dönüşür.25-HCC karaciğerden böbreklere taşınır.Burada 1,25-dihidrokolekalsiferole çevrilir.Bu bileşik vitamin D’nin biyolojik aktivasyonu en yüksek olanıdır.Böbrekte üretilen 1,25-dihidrokolekalsiferol miktarı parathormon tarafından kontrol edilir.Bundan dolayı vitamin D ihtiyacı alınan kalsiyum ve fosfor oranına bağlıdır.
Fonksiyonları :
Yemden yararlanmayı arttırır.
Dişlerin oluşumunda görev alır.
Kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini ve vücuttan atılımını düzenler.
Kemik ve dokulardaki kalsiyum birikimini ve ihtiyaç duyulduğunda mobilizasyonunu sağlar.
Kemik gelişimini ve güçlenmesini arttırır.
Tibia diskondroplazisi gibi bacak hastalıklarını azaltır.
Yumurtlamada süreklilik sağlar ve kabuk kalitesini arttırır.Böylelikle kırık yumurtaların sayısını oldukça azaltır.
Kuluçka verimini yükseltir.
Yumurta tavuklarına kafes yorgunluğu durumunda destek olur.
Yetersizliği :
Genç hayvanlarda raşitizm oluşur.
Yetersiz kalsifikasyon sonucu kemikler zayıflar, eğrilir ve kolay kırılabilir hal alır.
Hayvanların vücut kondisyonu bozulur.
Kanatlılarda bacak çarpıklıkları ve yumurta kabuğu kalitesinde zayıflık görülür.
Yumurta verimi ve kuluçkadan çıkma oranında azalma olur.
Yumurta kabuğunda incelme ve kötü tüylenme görülür.
VİTAMİN E
Doğada 8 formu bulunmaktadır.Bunlar 4 adet tokoferol ile 4 adet tokotrienoldür. a tokoferol en yaygın olarak bulunanı ve en aktif olanıdır. Vitamin E ,organizmada hücre düzeyinde doğal antioksidan etkiye sahip olan bir maddedir. Vitamin E’nin ester formları çevre koşullarına dayanıklı olmasına rağmen doğal halinde hemen bozulabilir.
Fonksiyonları:
Hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır.
Antikanserojenik etkisi vardır.
Fosfolipitlerin ve diğer yağ asitlerinin metabolik reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan çeşitli maddelerin oksidatif etkilerinden korunmasında rol oynar.
Hücre zarlarının sağlıklı olarak kalmasını sağlar.
Vitamin C sentezinde rol oynar.
Nükleik asitlerin sentezinde görev alır.
Damızlıkların üreme performasını arttırır.
Bacak tutulmalarını önler.
Ağır metallerden kaynaklanan zehirlenmelerde selenyumla birlikte kullanılır.
Solunum zincirinde görevlidir.
İç salgı bezlerinin düzenli çalışmalarını sağlar.
Kas distrofilerini önler.
Dolaşım sistemi bozukluklarında destekleyicidir.
Yetersizliği:
Beyaz kas hastalığı oluşur.
Döl verimi düşer.
Yavru atmalar görülür.
Kalp kası anomalileri ve kas problemleri oluşur.
Kanatlılarda,
Ensefalomalasi ( Civcivlerde ; ataksi , başın öne, geriye veya yana doğru kıvrılması, dengesizlik, ayakların gerilmesi ve çoğu kez öldürücü sinir sistemi bozuklukları ile karekterizedir. )
Eksudatif diatez ( + Se ) (Civcivlerde kapillarların permeabilitesinin bozulmasıyla subkutan ödem ve hafif kanamalarla karekterizedir.)
Kas distrofisi ( + Se ) ( Piliçlerde göğüs kaslarında şekillenir.Göğüs kaslarında beyaz çizgiler oluşur.)
VİTAMİN B3 ( Niacin )
Nikotinamid, nikotinik asit , vitamin B3 ve vitamin pp (Pellagra preventive faktör) adlarıyla da anılır. Kimyasal olarak en basit yapıdaki vitamindir. Her ikisi de pürin bileşiği olan nikotinik asit ve nikotin amid aynı aktiviteye sahiptir. Triptofan aminoasidi nikotinik asit ve nikotinamidin ön maddesi olup bağırsak duvarında vitamine dönüşür.
Biyoyararlanımı düşüktür fakat vitamin bağırsaktan herhangi bir değişikliğe uğramadan emilir. Nikotinik asit ve nikotinamid ısı, ışık, hava ve alkalilere karşı oldukça dayanıklıdır. Niyasin ruminantlarda rumende sentezlenir fakat konsantre yem ağırlıklı beslenen besi sığırları ile yüksek verimli süt ineklerinde niyasin ilavesi yararlıdır.
Fonksiyonları:
Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmaları ile ilgili reaksiyonlarda anahtar rol oynar.
Kan damarlarını genişletici etkisi vardır.
Glikolizis ve doku solunumunda da görevlidir.
Yetersizliği :
Pellegra görülür.Pellegrada görülen en önemli bozukluk dermatitis, diyare ve demensiyadır.
Köpeklerde karadil hastalığı görülür.
Kötü tüylenme şekillenir.
Ağızda ve dilde yangı oluşur.
Büyümede gecikme ve diare görülür.
FOSFOR (P)
Vücutta bulunan fosforun % 80’i iskelette, % 20’si ise yumuşak dokularda özelliklede kaslarda bulunur. Fosforun hem organik hem de inorganik formları emilir özelliktedir. Çoğunlukla incebağırsağın üst bölümünden %70 oranla ortofosfat şeklinde emilir. Vücuttaki fosfor düzeyi vitamin D, paratroid hormonu ve kalsitonin hormonu tarafından ayarlanır. Fosfor ot yiyen hayvanlarda vücuttan dışkı ile,karnivorlarda ise idrarla dışarı atılır.
Fonksiyonları :
Kemik ve diş oluşumunda görevlidir.
DNA ve RNA’nın yapısını oluşturur.
Aminoasit metabolizmasında ve protein sentezinde görevi vardır.
Kas dokularının oluşumunda görevlidir.
Asit-baz dengesi ve osmotik basıncı düzenler.
Yumurta oluşumunda kalsiyum taşınmasını sağlar.
Yetersizliği:
Fosfor yetmezliğine bağlı semptomlar özellikle büyüme ve yüksek verimin alındığı laktasyon döneminde oluşur.
Genç hayvanlarda eklemlerin bükülmez hal alması , kemiklerin kolay kırılabilir olması, kaburgaların deformasyonu ve büyümede gecikme görülür.
Erişkin sığırlarda semptomlar belirgin hale gelmeden kemiklerdeki stoklar birkaç hafta kullanılır.Stoklar tükenince pika belirtileri görülmeye başlar.Pika iştah bozukluğu olarak tanımlanabilir.Özellikle mera topraklarında fosfor miktarının çok düşük olduğu bölgelerde görülür.Böyle bölgelerde beslenen hayvanlar kemik, odun ve kumaş parçaları gibi yenilmeyen maddeleri yemek isterler.
Genel zaafiyet, iştah azalması ve kas zayıflığı görülür.
Düzensiz kızgınlık siklusu ve anöstrus görülür.
Gebelik oranı düşer.
Aşil tendo bozukluğu oluşur.
Raşitizm ve osteomalasi meydana gelir.
Yumurta verimi düşer.
Kanatlılarda 10-12 günlük iken ölümler görülür.
Kanatlılarda kafes yorgunluğu ( P+Ca ) oluşur
KALSİYUM (CA)
Vücutta en çok bulunan mineral olup toplam vücut ağırlığının % 1-2’sini oluşturur.Vücuttaki toplam kalsiyumun % 99’u kemik ve dişlerde bulunur.Kalsiyum ve fosfor arasında sabit bir oran olup 2/1 şeklindedir.Kalsiyum, kemik dokusunda hidroksiapatit biçiminde fosforla bağlanmış olarak yer alır. Alınan kalsiyumun % 20-30’u ince bağırsakların üst bölümünden emilir.Fazla miktarlardaki demir, aluminyum ve magnezyum erimeyen fosfatlar teşkil etmek suretiyle bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine engel olur.Vücuttaki kalsiyum düzeyi paratroid hormonu,kalsitonin ve aktif vitamin D3 ile düzenlenir. Kalsiyumun emilmeyen kısmı vücuttan dışkı, idrar ve terleme yoluyla atılır.
Fonksiyonları:
Kalsiyumun en önemli fonksiyonu iskelet ve dişlerin şekillenmesinde yapı maddesi olarak görev almasıdır.
Glikojen metabolizmasında görevlidir.
Kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynar.
İskelet ve kalp kasının normal çalışması için gereklidir.
Sinirlerin uyarılmasında görev alır.
Hücre bölünmesi için gereklidir.
Hücre duvarı permeabilitesinde görev alır.
Çeşitli hormonların salgılanmasında görevlidir.
Süt üretimi ve yumurta kabuğu üretiminde rol oynar.
Yetersizliği :
İneklerde buzağılamadan hemen sonra kalsiyum ihtiyacı artmakta oysa bu dönemde inek rasyondan yeterli miktarda kalsiyum absorbe edememektedir bunun sonucunda süt humması ( Hipokalsemi,Doğum felci ) oluşur.Magnezyum ve vitamin D noksanlığı hipokalsemiye neden olur.
Büyüme yavaşlar.
Kemiklerde ve dişlerde zayıflık olşur.
Kemiklerde malformasyon ( Rickets ve Osteomalasi ) şekillenir. Tırnaklarda yangı oluşur.
Yumurta üretiminde azalma ve kabuk kalitesinde bozulma olur.Kabuksuz yumurtalar oluşmaya başlar.
Kanın pıhtılaşması azalır ve kanama vakaları sıklaşır.
Kanatlılarda bazal metabolizma yükselir ve iç kanama eğilimi artar.
Anormal duruş ve yürüyüş görülür.
Kanatlılarda yaşam süresinde kısalma gözlenir.
MANGAN (Mn)
Bağırsaklardan emilen miktarının çok az olması ile tanınan bir elementtir.Besinlerle alınan manganez ancak % 5 oranında bir emilime sahiptir.Gereksinilen miktarı hayvanların genetik yapılarına, rasyonda bulunan kalsiyum-fosfor miktarına ve protein kaynağına bağlı olarak çok değişir.Yüksek düzeyde kalsiyum, fosfat, demir, lif ve fitat manganez absorbsiyonunu arttırır. Toksik düzeyi 1000 mg/kg’dan daha fazla olduğundan geniş bir güvenlik sınırına sahiptir.Tavşanların rasyonunda 0,2 ppm düzeyinde bulunmalıdır.
Fonksiyonları:
Normal bir kemiğin gelişiminde, üremede ve yeni doğanların merkezi sinir sisteminin fonksiyonunda gerekli olan bir mineraldir.
Krebs siklusunda etkili birçok enzimin katalizörü olarak görev yapar.
Kemik şekillenmesi ve diğer konnektif dokuların büyümesinde görev alır.
Kanın pıhtılaşması için gereklidir.
Insulin aksiyonu ve kolesterol sentezinde rol oynar.
Yetersizliği:
Sığırlarda gebe kalma oranında azalma görülür.
Hayvan östrus göstermez.
Abort ve embiryonik ölümler artar.
Erkeklerde anormal spermatogenesis ve kısırlık oluşur.
Ayaklarda bükülme, anormal kemik ve kıkırdak gelişimi görülür.
Büyüme yavaşlar.
Ayakta kısalma ve eğilme görülür.Topallık oluşur.
Buzağı ölümleri artar ve düşük doğum ağırlığı görülür.
Hayvanlarda dil vurması ve paraliz oluşur.
Kanatlılarda perozis ve boyun bükülmesi görülür.
Yumurta verimi düşer.
Zayıf yumurta kabuğu oluşur.
Bacak kemikleri kısalır ve kalınlaşır.
Papağan gaga ve kafatası deformasyonu oluşur.
DEMİR (Fe)
Emilim ince bağırsakların üst kısmında olup % 10 gibi az bir miktardadır. Demirin emilmesi intestinal mukozal sistem ile kontrol edilir ve ferritin şeklinden ferro haline dönüşerek emilir.Büyüme ve gebelik döneminde ihtiyaç artar ve emilme düzeyide bu dönemde yükselir.pH’nın asit yönde olması, vitamin C mevcut olması, ihtiyacın fazla olması demirin emilimini arttırır.Diğer taraftan fosfatlar, fitatlar, oksalat ve tannik asidin varlığı demirin emilmesini olumsuz yönde etkiler.Normal bir demir metabolizması için bakıra gereksinim vardır.Büyük oranda dışkı ile atılır.
Fonksiyonları:
En önemli fonksiyonu kandaki hemoglobin maddesini oluşturmaktır.
Organizmada birçok enzim sistemine katılır.
Metabolik olarak demir oksijen taşınması ve oksidasyon ile ilgili sistemlerin yapısına katılır.
Yetersizliği:
Yem tüketimi azalır.
İştah kaybı ve zayıflık oluşur.
Aktivite azalır.
Anemi ve müköz membranlarda solgunluk vardır.
Dölverimi bozukluğu oluşur.
Civciv ve hindi palazlarında genel tüylenmede bozukluk ve depiğmentasyon ( kahverenkli tüylü civcivlerde tüy oluşumunda ) görülür.
ÇİNKO (Zn)
Kanatlılar bitkilerdeki fitik asidin etkisiyle çinkodan daha az oranda yararlanabilirler. Rasyonda kalsiyum seviyesi yükseltiliyorsa çinko seviyesinide yükseltmek gerekir. Çinkonun emilmesi zayıf olup (%10) özellikle duedonumdan emilir.Çinkonun emilmesini oksalatlar, bakır ve yüksek selülozda etkiler.
Fonksiyonları :
Deri, kemik , kıl ve tüyler için gerekli birçok enzimin hem unsurudur hemde aktivasyonunda görev alır.
İnsulin hormonunun bir unsuru olduğu için karbonhidrat metabolizmasında görevi vardır.
Alyuvarlarda karbondioksit taşınması ve kemiklerin kalsifikasyonu için gereklidir.
Proteinlerin ve nükleik asitlerin metabolizmasında görev alır.
Yara ve yanıkların iyileşmesi için gereklidir.
Koku alma reseptörlerinde önemli rol oynar.
Üreme organlarının gelişimi ve fonksiyonları için ihtiyaç vardır.
Yetersizliği :
Büyümede gerileme ve yemden yararlanmada azalma görülür.
Epitel hücre metabolizmasına bağlı olarak parakeratozis oluşur.
Deri ve özofagus epitel hücrelerinde ise hiperkeratinizasyon şekillenir.Böyle hallerde yaraların iyileşmesi uzar ve üreme etkinlikleri zarar görür.
Genç hayvanlar eksikliğine çok duyarlıdır.
Kanatlılarda kemik problemleri görülür ve tüylenme bozulur.
Yumurta ve kuluçka veriminde azalma olur.
Uzun kemiklerde kısalma ve kalınlaşma meydana gelir.
Deride kalınlaşma oluşur.
Civcivlerde solunum güçlüğü ve ölüm görülür.
BAKIR (Cu)
Çinko ve kadminyum, sülfidril gruplarına bağlanmak için bakır ile yarışır. Bu nedenle çinko ve kadminyum bakır absorbsiyonuna karşı antagonisttir.Bakır absorbsiyonu gençlerde yetişkinlerden fazladır.
Fonksiyonları :
Kana renk veren hemoglobin ve iskelet kaslarına rengini veren myoglobin maddelerindeki porfirin çekirdeğinin oluşumu ve çekirdekte demirin kullanımından sorumludur.
Özellikle kanatlıların kan yapımı için bakıra olan gereksinimleri fazladır.
Pekçok enzim sisteminin yapısına girer.
Tüy, saç ve yapağının normal piğmentasyonu için gereklidir.
Yetersizliği:
Anormal tüy gelişimi olur.
Tüylerde depiğmentasyon şekillenir.
Piliçlerde belirgin kardiyak hipertrofi görülür.
Miyokartta fibrozis oluşur.
MAGNEZYUM (Mg)
Magnezyumun ince bağırsaklardan % 30-50’si emilir. Magnezyumun emilimi kalsiyum, fosfor, oksalik asit, fitat ve uzun zincirli doymuş yağ asitlerinin varlığında düşer. Bu elementin emilmesini protein, laktoz, vitamin D, büyüme hormonu ve antibiyotikler arttırır. Magnezyum vücuttan hem idrar hemde dışkı ile atılır.
Fonksiyonları:
Enzimlerin aktive edilmesinde görevlidir.
Kemik ve dişlerin oluşumunda görev alır.
Kas ve sinir sistemlerinin normal fonksiyonunu yapmasında hayati rol oynar.
Asetilkolin etkinliği ile uyarılan merkezi sinir sisteminin yatıştırılmasıyla veya uyarılma eşiğinin yükseltilmesiyle görevlidir.
Hücresel metabolizma için temel bir mineraldir.
Kas kontraksiyonunda görevlidir.
Karbonhidrat metabolizmasında ve proteinlerin sindiriminde rol oynar.
Yetersizliği:
- Hipomagnezemi sıklıkla hipokalsemiye eşlik eder. Özellikle ilkbaharda çıkan taze otları fazla miktarlarda yiyenlerde görülür. Çünkü bu otlarda hem mağnezyum azdır hemde yeşil otlarda bol bulunan oksalatların lakzatif etkılerinden dolayı mağnezyum emilimi azalır.Bunun sonucunda ruminantlarda çayır tetanisi meydana gelir.
Yem tüketiminde azalma olur.
Sırt ekstremitelerinde zayıflama görülür.
Kaslarda titremeler oluşur.
Hayvanda sinirlilik, ürkeklik ve aşırı hassasiyet vardır.
Kanatlılarda,
Büyüme yavaşlar.
Yumurta veriminde azalma görülür.
Tetanik çırpınmalar ve hipersensibilite oluşur.
SELENYUM (Se)
Dokularda selenosistein ve selenomethionin olarak doku proteinlerine bağlanır.Daha sonra kükürtlü aminoasitlerin yerine geçer.Bu nedenle kükürtçe zengin, tüy, yapağı ve tırnak selenyum zehirlenmelerinde ilk etkilenen dokulardır.
Fonksiyonları:
Glutasyon peroksidaz enziminin aktivatörü olarak hücre düzeyinde oluşan peroksitlerin parçalanmasında görev alır.
Eksudatif diatezin önlenmesinde rol oynar.
Arsenik, kadminyum ve civa gibi zehirli elementlerden dokuları görür.
Yetersizliği:
Beyaz kas hastalığı ( White muscle disease ) oluşur.
Piliçlerde kas distrofisi meydana gelir.
Civcivlerde eksudatif diatez görülür.
Pankreatik fibrozis oluşur.
Büyümede yavaşlama olur.
İneklerde yavru zarları atılamaz.
Pneumoni insidensi artar.
Ölüm oranında artış görülür.
Hindilerde taşlık erozyonu ve kalpte miyopati oluşur.
Retinol olarak da bilinen vitamin A monohidrik bir alkoldür. Alkol grubunun aldehitle yer değiştirmesi ile retinal, asit grubu ile yer değiştirmesi sonucuda retinoik asit adını alır Ultraviole ışınlarına, ısıya ve oksijene karşı duyarlıdır.Vitamin karaciğerde palmitat biçiminde depo edilir. Vitamin A’nın provitaminleri bitkilerde bulunan a , b , d karotinlerle kriptoksantinlerdir. Karotenlerin vitamin A’ya dönüşümünün önemli bir kısmı ince bağırsaklarda gerçekleşir.Karotenin geri kalan bölümü ise karaciğerde viamin A’ya dönüşür.Yağlar özellikle doymamış yağ asitleri karotenlerin emilimini hızlandırır.Karotenler sadece hayvan vücudunda vitamin A’ya dönüştükleri için bu vitamin hayvansal ürün olarak nitelendirilir.Yemlerde protein ve fosfor yetersizliği yada nitratların yüksek miktarlarda alınması vücutta karotenin değerlendirilmesini olumsuz etkiler.
Fonksiyonları:
Işık uyarımlarını gözden beyne taşıyarak görmeyi sağlar.
Epitel membranların (deri,mukaza gibi) yapımı, korunması ve yenilenmesini sağlar.
İskelet yapısını geliştirir.
Fertiliteye olumlu etkisi vardır. Döl verimini arttırır.
Antikor üretiminde etkilidir.
Büyüme ve verimliliği arttırır.
Enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır.
Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasını düzenler.
Kolesterol sentezinde görevlidir.
Yetersizliği:
Kemik dokusundaki osteoblastlar ve osteoklastlar anormal aktivite göstermektedir.Bunun sonucunda kemik büyümesinde olumsuzluklar meydana gelir.
Hayvanda büyüme durur.
İştah kaybı oluşur.
Kanser riski artar.
Kseroftalmi ve gece körlüğü meydana gelir.
Kornea keratinleşir ve göz konjuktivalarında kurumalar görülür.
Sinirsel bozukluklar oluşur.
Östrus sıklusu düzensizlikleri görülür.
Dölverimi yeteneği kaybolur.
Gebe hayvanlarda yavru atmaya neden olur.
Damızlık hayvanlarda infertilite (kısırlık) oluşur.
Plasentanın gelişmesi durur.
Konjenital bozukluklar oluşur.
Kör, ölü ve zayıf buzağı doğumlarına neden olur.
Erkek hayvanlarda cinsel aktivite düşer.
Böbkeklerde bozukluklar meydana gelir.
Deri problemleri oluşur.
Kanatlılarda :
Kuluçka randımanı düşer.
Enfeksiyonlara karşı direnç azalır.
Gözler ve burunda akıntı görülür.
Deri ve tüylerde sertlik ve kuruma olur.
Hareketlerde inkordinasyon ve kramplar görülür.
Kemiklerde metaplazi şekillenir.
Yumurta veriminde ve çıkış gücünde azalmaya neden olur.
VİTAMİN D
Antiraşitik vitamin olarak da bilinir.Vitaminin ergokalsiferol (vit.D2) ve kolekalsiferol (vit.D3) olmak üzere iki formu vardır.İnsan, sığır ve köpekte etkinlik bakımından aynı değere sahip iken kanatlılarda D3 vitamini D2’den 30 kat daha iyi değerlendirilir.Her iki provitaminin ultraviyole ışınlarının etkisiyle 9. ve 10. pozisyonu arasındaki b halkası açılmadıkça beslenme açısından önemi yoktur. Vitamin D2 ve D3 ince bağırsaklardan emildikten sonra kan yolu ile karaciğere gelir.Karaciğerde 25-hidroksikolekalsiferole (25-HCC) dönüşür.25-HCC karaciğerden böbreklere taşınır.Burada 1,25-dihidrokolekalsiferole çevrilir.Bu bileşik vitamin D’nin biyolojik aktivasyonu en yüksek olanıdır.Böbrekte üretilen 1,25-dihidrokolekalsiferol miktarı parathormon tarafından kontrol edilir.Bundan dolayı vitamin D ihtiyacı alınan kalsiyum ve fosfor oranına bağlıdır.
Fonksiyonları :
Yemden yararlanmayı arttırır.
Dişlerin oluşumunda görev alır.
Kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini ve vücuttan atılımını düzenler.
Kemik ve dokulardaki kalsiyum birikimini ve ihtiyaç duyulduğunda mobilizasyonunu sağlar.
Kemik gelişimini ve güçlenmesini arttırır.
Tibia diskondroplazisi gibi bacak hastalıklarını azaltır.
Yumurtlamada süreklilik sağlar ve kabuk kalitesini arttırır.Böylelikle kırık yumurtaların sayısını oldukça azaltır.
Kuluçka verimini yükseltir.
Yumurta tavuklarına kafes yorgunluğu durumunda destek olur.
Yetersizliği :
Genç hayvanlarda raşitizm oluşur.
Yetersiz kalsifikasyon sonucu kemikler zayıflar, eğrilir ve kolay kırılabilir hal alır.
Hayvanların vücut kondisyonu bozulur.
Kanatlılarda bacak çarpıklıkları ve yumurta kabuğu kalitesinde zayıflık görülür.
Yumurta verimi ve kuluçkadan çıkma oranında azalma olur.
Yumurta kabuğunda incelme ve kötü tüylenme görülür.
VİTAMİN E
Doğada 8 formu bulunmaktadır.Bunlar 4 adet tokoferol ile 4 adet tokotrienoldür. a tokoferol en yaygın olarak bulunanı ve en aktif olanıdır. Vitamin E ,organizmada hücre düzeyinde doğal antioksidan etkiye sahip olan bir maddedir. Vitamin E’nin ester formları çevre koşullarına dayanıklı olmasına rağmen doğal halinde hemen bozulabilir.
Fonksiyonları:
Hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır.
Antikanserojenik etkisi vardır.
Fosfolipitlerin ve diğer yağ asitlerinin metabolik reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan çeşitli maddelerin oksidatif etkilerinden korunmasında rol oynar.
Hücre zarlarının sağlıklı olarak kalmasını sağlar.
Vitamin C sentezinde rol oynar.
Nükleik asitlerin sentezinde görev alır.
Damızlıkların üreme performasını arttırır.
Bacak tutulmalarını önler.
Ağır metallerden kaynaklanan zehirlenmelerde selenyumla birlikte kullanılır.
Solunum zincirinde görevlidir.
İç salgı bezlerinin düzenli çalışmalarını sağlar.
Kas distrofilerini önler.
Dolaşım sistemi bozukluklarında destekleyicidir.
Yetersizliği:
Beyaz kas hastalığı oluşur.
Döl verimi düşer.
Yavru atmalar görülür.
Kalp kası anomalileri ve kas problemleri oluşur.
Kanatlılarda,
Ensefalomalasi ( Civcivlerde ; ataksi , başın öne, geriye veya yana doğru kıvrılması, dengesizlik, ayakların gerilmesi ve çoğu kez öldürücü sinir sistemi bozuklukları ile karekterizedir. )
Eksudatif diatez ( + Se ) (Civcivlerde kapillarların permeabilitesinin bozulmasıyla subkutan ödem ve hafif kanamalarla karekterizedir.)
Kas distrofisi ( + Se ) ( Piliçlerde göğüs kaslarında şekillenir.Göğüs kaslarında beyaz çizgiler oluşur.)
VİTAMİN B3 ( Niacin )
Nikotinamid, nikotinik asit , vitamin B3 ve vitamin pp (Pellagra preventive faktör) adlarıyla da anılır. Kimyasal olarak en basit yapıdaki vitamindir. Her ikisi de pürin bileşiği olan nikotinik asit ve nikotin amid aynı aktiviteye sahiptir. Triptofan aminoasidi nikotinik asit ve nikotinamidin ön maddesi olup bağırsak duvarında vitamine dönüşür.
Biyoyararlanımı düşüktür fakat vitamin bağırsaktan herhangi bir değişikliğe uğramadan emilir. Nikotinik asit ve nikotinamid ısı, ışık, hava ve alkalilere karşı oldukça dayanıklıdır. Niyasin ruminantlarda rumende sentezlenir fakat konsantre yem ağırlıklı beslenen besi sığırları ile yüksek verimli süt ineklerinde niyasin ilavesi yararlıdır.
Fonksiyonları:
Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmaları ile ilgili reaksiyonlarda anahtar rol oynar.
Kan damarlarını genişletici etkisi vardır.
Glikolizis ve doku solunumunda da görevlidir.
Yetersizliği :
Pellegra görülür.Pellegrada görülen en önemli bozukluk dermatitis, diyare ve demensiyadır.
Köpeklerde karadil hastalığı görülür.
Kötü tüylenme şekillenir.
Ağızda ve dilde yangı oluşur.
Büyümede gecikme ve diare görülür.
FOSFOR (P)
Vücutta bulunan fosforun % 80’i iskelette, % 20’si ise yumuşak dokularda özelliklede kaslarda bulunur. Fosforun hem organik hem de inorganik formları emilir özelliktedir. Çoğunlukla incebağırsağın üst bölümünden %70 oranla ortofosfat şeklinde emilir. Vücuttaki fosfor düzeyi vitamin D, paratroid hormonu ve kalsitonin hormonu tarafından ayarlanır. Fosfor ot yiyen hayvanlarda vücuttan dışkı ile,karnivorlarda ise idrarla dışarı atılır.
Fonksiyonları :
Kemik ve diş oluşumunda görevlidir.
DNA ve RNA’nın yapısını oluşturur.
Aminoasit metabolizmasında ve protein sentezinde görevi vardır.
Kas dokularının oluşumunda görevlidir.
Asit-baz dengesi ve osmotik basıncı düzenler.
Yumurta oluşumunda kalsiyum taşınmasını sağlar.
Yetersizliği:
Fosfor yetmezliğine bağlı semptomlar özellikle büyüme ve yüksek verimin alındığı laktasyon döneminde oluşur.
Genç hayvanlarda eklemlerin bükülmez hal alması , kemiklerin kolay kırılabilir olması, kaburgaların deformasyonu ve büyümede gecikme görülür.
Erişkin sığırlarda semptomlar belirgin hale gelmeden kemiklerdeki stoklar birkaç hafta kullanılır.Stoklar tükenince pika belirtileri görülmeye başlar.Pika iştah bozukluğu olarak tanımlanabilir.Özellikle mera topraklarında fosfor miktarının çok düşük olduğu bölgelerde görülür.Böyle bölgelerde beslenen hayvanlar kemik, odun ve kumaş parçaları gibi yenilmeyen maddeleri yemek isterler.
Genel zaafiyet, iştah azalması ve kas zayıflığı görülür.
Düzensiz kızgınlık siklusu ve anöstrus görülür.
Gebelik oranı düşer.
Aşil tendo bozukluğu oluşur.
Raşitizm ve osteomalasi meydana gelir.
Yumurta verimi düşer.
Kanatlılarda 10-12 günlük iken ölümler görülür.
Kanatlılarda kafes yorgunluğu ( P+Ca ) oluşur
KALSİYUM (CA)
Vücutta en çok bulunan mineral olup toplam vücut ağırlığının % 1-2’sini oluşturur.Vücuttaki toplam kalsiyumun % 99’u kemik ve dişlerde bulunur.Kalsiyum ve fosfor arasında sabit bir oran olup 2/1 şeklindedir.Kalsiyum, kemik dokusunda hidroksiapatit biçiminde fosforla bağlanmış olarak yer alır. Alınan kalsiyumun % 20-30’u ince bağırsakların üst bölümünden emilir.Fazla miktarlardaki demir, aluminyum ve magnezyum erimeyen fosfatlar teşkil etmek suretiyle bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine engel olur.Vücuttaki kalsiyum düzeyi paratroid hormonu,kalsitonin ve aktif vitamin D3 ile düzenlenir. Kalsiyumun emilmeyen kısmı vücuttan dışkı, idrar ve terleme yoluyla atılır.
Fonksiyonları:
Kalsiyumun en önemli fonksiyonu iskelet ve dişlerin şekillenmesinde yapı maddesi olarak görev almasıdır.
Glikojen metabolizmasında görevlidir.
Kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynar.
İskelet ve kalp kasının normal çalışması için gereklidir.
Sinirlerin uyarılmasında görev alır.
Hücre bölünmesi için gereklidir.
Hücre duvarı permeabilitesinde görev alır.
Çeşitli hormonların salgılanmasında görevlidir.
Süt üretimi ve yumurta kabuğu üretiminde rol oynar.
Yetersizliği :
İneklerde buzağılamadan hemen sonra kalsiyum ihtiyacı artmakta oysa bu dönemde inek rasyondan yeterli miktarda kalsiyum absorbe edememektedir bunun sonucunda süt humması ( Hipokalsemi,Doğum felci ) oluşur.Magnezyum ve vitamin D noksanlığı hipokalsemiye neden olur.
Büyüme yavaşlar.
Kemiklerde ve dişlerde zayıflık olşur.
Kemiklerde malformasyon ( Rickets ve Osteomalasi ) şekillenir. Tırnaklarda yangı oluşur.
Yumurta üretiminde azalma ve kabuk kalitesinde bozulma olur.Kabuksuz yumurtalar oluşmaya başlar.
Kanın pıhtılaşması azalır ve kanama vakaları sıklaşır.
Kanatlılarda bazal metabolizma yükselir ve iç kanama eğilimi artar.
Anormal duruş ve yürüyüş görülür.
Kanatlılarda yaşam süresinde kısalma gözlenir.
MANGAN (Mn)
Bağırsaklardan emilen miktarının çok az olması ile tanınan bir elementtir.Besinlerle alınan manganez ancak % 5 oranında bir emilime sahiptir.Gereksinilen miktarı hayvanların genetik yapılarına, rasyonda bulunan kalsiyum-fosfor miktarına ve protein kaynağına bağlı olarak çok değişir.Yüksek düzeyde kalsiyum, fosfat, demir, lif ve fitat manganez absorbsiyonunu arttırır. Toksik düzeyi 1000 mg/kg’dan daha fazla olduğundan geniş bir güvenlik sınırına sahiptir.Tavşanların rasyonunda 0,2 ppm düzeyinde bulunmalıdır.
Fonksiyonları:
Normal bir kemiğin gelişiminde, üremede ve yeni doğanların merkezi sinir sisteminin fonksiyonunda gerekli olan bir mineraldir.
Krebs siklusunda etkili birçok enzimin katalizörü olarak görev yapar.
Kemik şekillenmesi ve diğer konnektif dokuların büyümesinde görev alır.
Kanın pıhtılaşması için gereklidir.
Insulin aksiyonu ve kolesterol sentezinde rol oynar.
Yetersizliği:
Sığırlarda gebe kalma oranında azalma görülür.
Hayvan östrus göstermez.
Abort ve embiryonik ölümler artar.
Erkeklerde anormal spermatogenesis ve kısırlık oluşur.
Ayaklarda bükülme, anormal kemik ve kıkırdak gelişimi görülür.
Büyüme yavaşlar.
Ayakta kısalma ve eğilme görülür.Topallık oluşur.
Buzağı ölümleri artar ve düşük doğum ağırlığı görülür.
Hayvanlarda dil vurması ve paraliz oluşur.
Kanatlılarda perozis ve boyun bükülmesi görülür.
Yumurta verimi düşer.
Zayıf yumurta kabuğu oluşur.
Bacak kemikleri kısalır ve kalınlaşır.
Papağan gaga ve kafatası deformasyonu oluşur.
DEMİR (Fe)
Emilim ince bağırsakların üst kısmında olup % 10 gibi az bir miktardadır. Demirin emilmesi intestinal mukozal sistem ile kontrol edilir ve ferritin şeklinden ferro haline dönüşerek emilir.Büyüme ve gebelik döneminde ihtiyaç artar ve emilme düzeyide bu dönemde yükselir.pH’nın asit yönde olması, vitamin C mevcut olması, ihtiyacın fazla olması demirin emilimini arttırır.Diğer taraftan fosfatlar, fitatlar, oksalat ve tannik asidin varlığı demirin emilmesini olumsuz yönde etkiler.Normal bir demir metabolizması için bakıra gereksinim vardır.Büyük oranda dışkı ile atılır.
Fonksiyonları:
En önemli fonksiyonu kandaki hemoglobin maddesini oluşturmaktır.
Organizmada birçok enzim sistemine katılır.
Metabolik olarak demir oksijen taşınması ve oksidasyon ile ilgili sistemlerin yapısına katılır.
Yetersizliği:
Yem tüketimi azalır.
İştah kaybı ve zayıflık oluşur.
Aktivite azalır.
Anemi ve müköz membranlarda solgunluk vardır.
Dölverimi bozukluğu oluşur.
Civciv ve hindi palazlarında genel tüylenmede bozukluk ve depiğmentasyon ( kahverenkli tüylü civcivlerde tüy oluşumunda ) görülür.
ÇİNKO (Zn)
Kanatlılar bitkilerdeki fitik asidin etkisiyle çinkodan daha az oranda yararlanabilirler. Rasyonda kalsiyum seviyesi yükseltiliyorsa çinko seviyesinide yükseltmek gerekir. Çinkonun emilmesi zayıf olup (%10) özellikle duedonumdan emilir.Çinkonun emilmesini oksalatlar, bakır ve yüksek selülozda etkiler.
Fonksiyonları :
Deri, kemik , kıl ve tüyler için gerekli birçok enzimin hem unsurudur hemde aktivasyonunda görev alır.
İnsulin hormonunun bir unsuru olduğu için karbonhidrat metabolizmasında görevi vardır.
Alyuvarlarda karbondioksit taşınması ve kemiklerin kalsifikasyonu için gereklidir.
Proteinlerin ve nükleik asitlerin metabolizmasında görev alır.
Yara ve yanıkların iyileşmesi için gereklidir.
Koku alma reseptörlerinde önemli rol oynar.
Üreme organlarının gelişimi ve fonksiyonları için ihtiyaç vardır.
Yetersizliği :
Büyümede gerileme ve yemden yararlanmada azalma görülür.
Epitel hücre metabolizmasına bağlı olarak parakeratozis oluşur.
Deri ve özofagus epitel hücrelerinde ise hiperkeratinizasyon şekillenir.Böyle hallerde yaraların iyileşmesi uzar ve üreme etkinlikleri zarar görür.
Genç hayvanlar eksikliğine çok duyarlıdır.
Kanatlılarda kemik problemleri görülür ve tüylenme bozulur.
Yumurta ve kuluçka veriminde azalma olur.
Uzun kemiklerde kısalma ve kalınlaşma meydana gelir.
Deride kalınlaşma oluşur.
Civcivlerde solunum güçlüğü ve ölüm görülür.
BAKIR (Cu)
Çinko ve kadminyum, sülfidril gruplarına bağlanmak için bakır ile yarışır. Bu nedenle çinko ve kadminyum bakır absorbsiyonuna karşı antagonisttir.Bakır absorbsiyonu gençlerde yetişkinlerden fazladır.
Fonksiyonları :
Kana renk veren hemoglobin ve iskelet kaslarına rengini veren myoglobin maddelerindeki porfirin çekirdeğinin oluşumu ve çekirdekte demirin kullanımından sorumludur.
Özellikle kanatlıların kan yapımı için bakıra olan gereksinimleri fazladır.
Pekçok enzim sisteminin yapısına girer.
Tüy, saç ve yapağının normal piğmentasyonu için gereklidir.
Yetersizliği:
Anormal tüy gelişimi olur.
Tüylerde depiğmentasyon şekillenir.
Piliçlerde belirgin kardiyak hipertrofi görülür.
Miyokartta fibrozis oluşur.
MAGNEZYUM (Mg)
Magnezyumun ince bağırsaklardan % 30-50’si emilir. Magnezyumun emilimi kalsiyum, fosfor, oksalik asit, fitat ve uzun zincirli doymuş yağ asitlerinin varlığında düşer. Bu elementin emilmesini protein, laktoz, vitamin D, büyüme hormonu ve antibiyotikler arttırır. Magnezyum vücuttan hem idrar hemde dışkı ile atılır.
Fonksiyonları:
Enzimlerin aktive edilmesinde görevlidir.
Kemik ve dişlerin oluşumunda görev alır.
Kas ve sinir sistemlerinin normal fonksiyonunu yapmasında hayati rol oynar.
Asetilkolin etkinliği ile uyarılan merkezi sinir sisteminin yatıştırılmasıyla veya uyarılma eşiğinin yükseltilmesiyle görevlidir.
Hücresel metabolizma için temel bir mineraldir.
Kas kontraksiyonunda görevlidir.
Karbonhidrat metabolizmasında ve proteinlerin sindiriminde rol oynar.
Yetersizliği:
- Hipomagnezemi sıklıkla hipokalsemiye eşlik eder. Özellikle ilkbaharda çıkan taze otları fazla miktarlarda yiyenlerde görülür. Çünkü bu otlarda hem mağnezyum azdır hemde yeşil otlarda bol bulunan oksalatların lakzatif etkılerinden dolayı mağnezyum emilimi azalır.Bunun sonucunda ruminantlarda çayır tetanisi meydana gelir.
Yem tüketiminde azalma olur.
Sırt ekstremitelerinde zayıflama görülür.
Kaslarda titremeler oluşur.
Hayvanda sinirlilik, ürkeklik ve aşırı hassasiyet vardır.
Kanatlılarda,
Büyüme yavaşlar.
Yumurta veriminde azalma görülür.
Tetanik çırpınmalar ve hipersensibilite oluşur.
SELENYUM (Se)
Dokularda selenosistein ve selenomethionin olarak doku proteinlerine bağlanır.Daha sonra kükürtlü aminoasitlerin yerine geçer.Bu nedenle kükürtçe zengin, tüy, yapağı ve tırnak selenyum zehirlenmelerinde ilk etkilenen dokulardır.
Fonksiyonları:
Glutasyon peroksidaz enziminin aktivatörü olarak hücre düzeyinde oluşan peroksitlerin parçalanmasında görev alır.
Eksudatif diatezin önlenmesinde rol oynar.
Arsenik, kadminyum ve civa gibi zehirli elementlerden dokuları görür.
Yetersizliği:
Beyaz kas hastalığı ( White muscle disease ) oluşur.
Piliçlerde kas distrofisi meydana gelir.
Civcivlerde eksudatif diatez görülür.
Pankreatik fibrozis oluşur.
Büyümede yavaşlama olur.
İneklerde yavru zarları atılamaz.
Pneumoni insidensi artar.
Ölüm oranında artış görülür.
Hindilerde taşlık erozyonu ve kalpte miyopati oluşur.

