Dedikodu nedir? Ne değildir? kemal akbulut

kemal akbulut

Uzman Üyemiz
Katılım
18 Eki 2010
Mesajlar
2,034
Konum
Muğla Marmaris
Web sitesi
ww.muhabbetkusuureticileri.com
Adı
Kemal
Soyadı
Akbulut
Dedikodu nedir? Ne değildir?


Dedikodu nedir? Ne değildir?

Hiç bir insanoğlu tanımam ki dedikodu yapmamış olsun ya da başka kişilerin dedikodularına mevzu olmamış olsun. Ve hangimiz dünyamızın dedikodu ve söylentilerden arındırılmasını istemez?

Aslına bakarsanız dedikodu, bazen gerçeklere dayanan, bazen ise gerçeklerle alakası olmayan bir bilgi alışverişidir bana göre. Ve dedikodu çoğunlukla insanların özel yaşamını konu alır kendine. Kadınlara has bir özellikmiş gibi tanımlanan dedikodu erkekler tarafından yapıldığında sohbet ya da muhabbet olarak adlandırılır. Gerçekte dedikodu yapmak tek bir cinse özgü bir durum değildir. Duygusal durum, kişilik özellikleri, toplumsal ve moral değerler dedikodu yapmanın nedenlerini açıklayabilir belki.

Söylenti ise söylentiye karışmış kişiler için çok büyük önemi olan olaylarla ve konularla ilgilidir. Ve bunların doğruluğu da yanlışlığı da ispat edilmiş durumda değildir. Söylentiler çoğunlukla belirsiz durumlara açıklık getirme çabası izlenimini verir, oysa dedikodu yapmak daha çok kişisel nedenlere dayanır. Belki de söylentiler hayatın getirdiği belirsizliklerin üstesinden gelmenin bir yoludur.

İnsanlar genelde tam bilgi sahibi olmadıkları ama merak da ettikleri şeylerin dedikodusunu yaparlar. Ya da varolan bir durumun normal kabul edilen standartların dışında yer almasından dolayı ilgilenirler. Bunların dışında bir sebep de negatif yansıtma olarak nitelendirdiğim ( kıskançlık ) durum gerçekleşmektedir. Haydi bir tane sebep daha uydurayım. Paylaşılan ortak alan küçüldükçe, uğraşılan konular ve yaşanılan hayatlar sığlaştıkça ortak payda dedikodu objesi olmaktadır. Bu çerçeveden baktığımda dedikodu daha az zararlı bazen de tamamen zararsız bir nitelik kazanmaktadır.

Oysa ki söylenti daha grupsal bir içerik taşır bana göre. Yaşadığınız mahallede, çalıştığınız iş yerinde ortaya çıkan bir söylentiye zamanında müdahale edilmezse oluşabilecek hasarları düşünmek bile istemem. Dedikodu çoğu zaman yapıldığı ortamda kalmasına karşılık söylenti bazen sınırları da aşar şekillerde görülmüştür. (Atatürk'ün sirozdan değil de planlı ve kasıtlı şekilde öldürüldüğü söylentisi hala daha devam eder.)

İnsanlar ne zaman ki kendi hayatlarına eleştirel anlamda bakabilecekler ve ne zaman kendi hayatları hakkında karar alma mekanizmalarını düzgün olarak çalıştırabilecekler belki o zaman dedikodunun da anlamı ve fonksiyonu ortadan kalkacaktır. Zaten herkes kendi hayatını insan olmanın doğasından kaynaklanan şekilde kendine özgü yaşasa başkasının hayatı ile ilgilenmeye ne vakit ne de fırsat bulacaktır.
 

rabbani

Uzman Üyemiz
Katılım
23 Eyl 2010
Mesajlar
2,959
Konum
MALATYA
Adı
ÜNAL
Soyadı
YILMAZ
http://e-psikoloji.com/forum/showthread.php?2771-Dedikodu-nedir-Ne-de%F0ildir   


paylaşım için teşekkürler

Gıybet yapmanın günah sayılmadığı yerler
27/04/2007 - 08:52



MEHMET PAKSU





Hocam, gıybetin haram olduğunu biliyoruz, ama gıybeti yapılabilecek kişiler arasında fasık-füccarlar da (açıktan günah işleyenler) var.



Namaz kılıp günah işleyenin gıybeti yapılabilir mi? Yani gıybet hangi hususlarda yapılabilir, ölçü ne olmalı? Araştırdım, ama genelde yüzeysel bilgiler var. Kısacası, günah işleyenin gıybeti nasıl olur? Ayrıntılı bilgi verirseniz sevinirim. (Ajda Kalender) Peygamberimizin tanımıyla, "Gıybet, kardeşini hoşuna gitmeyecek şekilde anmandır." (Tirmizî, Birr:23.). Empati anlamında söylenecek olursa, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir sözü, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız gıybet sayılır.

Kur'ân-ı Kerim gıybeti çok kısa anlatıyor: "Bir kısmınız diğerlerinizin gıybetini yapmasın. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz değil mi?" (el-Hucurat, 49/12) Mektubat'ta bu âyetin tefsirinde şu sorular sorularak konuya dikkat çekiliyor: "Soru ve cevap yeri olan aklınız yok mu ki, bu derece çirkin bir şeyi anlamıyor? Sevmek ve nefret etmek yeri olan kalbiniz bozulmuş mu ki, böyle en menfur bir işi sever? Medeni hayatınıza ne olmuş ki, böyle hayatınızı zehirleyen bir işi kabul eder? İnsanlığınıza ne olmuş ki, böyle canavarcasına arkadaşınızı diş ile parçalamayı yapıyorsunuz? Çok cihetlerle kardeşiniz olan bir mazlumun manevî şahsiyetini nasıl oluyor da insafsızca dişliyorsunuz? Ve hiç aklınız yok mu ki, kendi âzanızı kendi dişinizle delicesine ısırıyorsunuz? Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş mu ki, en muhterem bir halde iken bir kardeşinize karşı, etini yemek gibi en çirkin bir işi yapıyorsunuz?"

* * *

Gıybetin caiz olduğu yerler hakkında da şu bilgiler veriliyor:

1. Bir görevli tarafından haksızlıkla karşılaşınca böyle bir kişiyi şikâyet etmek gıybet sayılmaz.

2. Birisiyle ortaklık kurmak, iş yapmak isteyen birisi size gelir de o kişi hakkında bilgi sorduğunda, siz de meşveretin hakkını vermek için, "onunla ortak hareket etmek, çünkü zarar görürsün" demek de gıybet olmaz.

3. Bir adamı kötü göstermek için değil de sadece tarif etmek ve tanıtmak maksadıyla mesela, "O topal ve serseri adam filan yere gitti" demek gıybete girmez.

4. Gıybeti caiz olan bir başkası da "fâsık-ı mütecahir" kimselerdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği günahla iftihar ediyor; yaptığı zulümden lezzet alıyor, sıkılmayarak açıkça günah işliyor. Böyle birisi hakkında konuşmak gıybeti olmaz.

Bir hadiste belirtildiği gibi, "Açıktan günah işleyenleri anlatmaktan niçin çekiniyorsunuz? İnsanlar onları ne zaman tanıyacak? Onların kötü eylemlerini anlatın ki, insanlar onlardan sakınsınlar, zarar görmekten korunsunlar." (Beyhaki)

* * *

Namaz kıldığı halde günah işleyen bir Müslümanın gıybetini yapmak bu sınıfa girmez. Çünkü namazına dikkat eden, namazını beş vakit kılmaya çalışan bir insan fasık-fâcir sayılmaz. Çünkü kılınan her namaz, işlenen günahların bir tür kefareti sayılır. Yani namaz kılan insan, her namazın arkasından günahlarından arınıyor ve temizleniyor. Bir de namazını aksatmayan bir kişi öyle açıkta günah işleyemeyeceği gibi, işlediği günahtan iftihar etmez, günahıyla övünmez. Fırsat bulduğu an tövbe istiğfar eder.

ALINTIDIR....