- Konya’da kuşçuluk ne zaman başlamıştır ?
Selçuklular zamanında başlamış olmalıdır. Selçuk minyatürlerinde bu kuş resimlerine çok rastlanmaktadır. O kadar ki, Selçuk saraylarının süsleri olmuşlardır bu kuşlar. Bu iddianın ispatı olarak şunu söyleyebilirim. Konya’dan başka, hatta yakın kentlerde bile yoktur bu tür güvercinlerden. Türkler Orta Asya’dan göç ettiklerinde oradan getirmişlerdir bu kuşları (1) ve Selçuk saraylarında korunmuştur.
II. Abdülhamid (2) kuşa meraklı bir zatmış. Şehzadeliği sıralarında iki milli futbolcumuz olan Şükrü ve Rüştü beylerin dedeleri olan Osman efendiye “padişah olduğumda seni kuşçu başı yapacağım dermiş” Padişah olunca Osman efendiyi kuşçu başı yapmış ve bu Osman efendinin maiyetinde 32 kuşçu varmış. Osman efendi bir kanaryaya Abdülhamid marşını öğretip Padişaha takdim etmiş. Padişah bundan çok mütehassıs olup, Osman efendiye “dile benden ne dilersen” demiş, Osman efendi de “efendim beni sürre emini olarak hac’ca gönder” dileğinde bulunmuş ve o sıfatla hac’ca gitmiş. Osman efendinin maiyetinde bulunan kuşçular arasında, ünlü Arif Ağa olduğu gibi, Konya’dan Nakip zade Rıza efendi de vardır. Ölünceye kadar saraydan emekli maaşı almıştır.
Padişah günün birinde Selçuklulardan kalma her biri şiir kadar güzel bu kuşların övgüsünü duymuş, Nakip zade Rıza efendiyi Konya’ya gönderip Selçuklu kuşlarının tüm türlerini İstanbul sarayına getirmesini irade etmiştir. Rıza efendi Konya’ya gelerek Selçuklu kuşlarının tüm türlerini İstanbul’a götürmüş, Padişah, “takkeli çopur” tabir edilen kül renkli, tepesi takkeli, kanatları siyah, bir tavus kuşunu andıran gayet dik kuyruklu türü pek beğenmiş, Rıza efendiyi tekrar Konya’ya göndererek bu türden biraz daha getirmesini istemiştir. Yazıktır ki, Rıza efendi bu türden sadece üç tane daha bulabilmiş ve bu üç kuşla saraya dönmüştür. Selçuklu kuşlarını gördükten sonra Padişah, kendi elindeki yabancı kuşları, o zamanı kapı altı denilen Konya polis Karakoluna göndererek, yine o zamanın pek ünlü bir kuşçusu olan rahmetli Baş komser Bendelli İbrahim efendi eli ile Konyalılara bedelsiz olarak dağıtmıştır, ama kısa bir süre sonra yok olup gitmişlerdir. Başta Bendelli İbrahim efendi olmak üzere, Ölmez zade Abdullah Azmi efendi gibi Selçuklu hayranı olan kişilerle, özellikle kapı aldatmacasına çelebiler Selçuk kuşlarının korunmasında ıslahında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
MEVLANA’DA KUŞ BESLEMİŞ, HACI BEKTAŞ-I VELİ HORASAN’DAN ANADOLU’YA GÜVERCİN DONUNA GİRİP GELMİŞTİR.
Çelebilerin (3) kuş beslemelerinin bir nedeni de menakiplerde kaydolduğuna göre, Hz Pir Cenab-ı Mevlana’nın (4) bu kuşlardan beslemiş olmasıdır.
Güvercin, Bektaşilerce de kutsaldır. Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin Horasan elinden Anadolu’ya gelirken, güvercin donuna (5) girdiği rivayet olunur. Bu nedenle Bektaşiler güvercini kutsal sayarlar. Bu kutsallık sebebiyledir ki, Bektaşi dergahlarının hemen hepsinde bir güvercin kümesi bulunurdu.
Selçuklu kuşunun cinsinin bozulmaması için verilen emeğe güzel bir örnek de vereyim :
Kapı Camii caddesinin sağlı sollu dükkanlarının sahibi olan ve kendisine “Deli Hacı Ali’nin oğlu” denilen bir zengin, büyük paralar yatırarak en nadide Selçuklu kuşlarını bir araya toplamış. Bu zat, bir akkuyrukkaranın dişisini kaçırmış, bu kaçak kuşu da Kapancı zade Mustafa efendi ele geçirmiştir. Deli Hacı Ali’nin oğlu, adlarını hürmetle andığım Bendelli İbrahim efendi ile Abdullah Azmi efendiyi kaçak kuşu geri vermesi için Kapancı Mustafa efendiye ricacı olarak göndermiş, fakat Mustafa efendi dişi akkuyrukkara için bir manda istemiştir. Ricacılar bunu kabul etmiş, kuş sahibini bulurken, manda da Kapancı zade Mustafa efendinin ahırına çekilmiştir.
alıntıdır

Selçuklular zamanında başlamış olmalıdır. Selçuk minyatürlerinde bu kuş resimlerine çok rastlanmaktadır. O kadar ki, Selçuk saraylarının süsleri olmuşlardır bu kuşlar. Bu iddianın ispatı olarak şunu söyleyebilirim. Konya’dan başka, hatta yakın kentlerde bile yoktur bu tür güvercinlerden. Türkler Orta Asya’dan göç ettiklerinde oradan getirmişlerdir bu kuşları (1) ve Selçuk saraylarında korunmuştur.
II. Abdülhamid (2) kuşa meraklı bir zatmış. Şehzadeliği sıralarında iki milli futbolcumuz olan Şükrü ve Rüştü beylerin dedeleri olan Osman efendiye “padişah olduğumda seni kuşçu başı yapacağım dermiş” Padişah olunca Osman efendiyi kuşçu başı yapmış ve bu Osman efendinin maiyetinde 32 kuşçu varmış. Osman efendi bir kanaryaya Abdülhamid marşını öğretip Padişaha takdim etmiş. Padişah bundan çok mütehassıs olup, Osman efendiye “dile benden ne dilersen” demiş, Osman efendi de “efendim beni sürre emini olarak hac’ca gönder” dileğinde bulunmuş ve o sıfatla hac’ca gitmiş. Osman efendinin maiyetinde bulunan kuşçular arasında, ünlü Arif Ağa olduğu gibi, Konya’dan Nakip zade Rıza efendi de vardır. Ölünceye kadar saraydan emekli maaşı almıştır.
Padişah günün birinde Selçuklulardan kalma her biri şiir kadar güzel bu kuşların övgüsünü duymuş, Nakip zade Rıza efendiyi Konya’ya gönderip Selçuklu kuşlarının tüm türlerini İstanbul sarayına getirmesini irade etmiştir. Rıza efendi Konya’ya gelerek Selçuklu kuşlarının tüm türlerini İstanbul’a götürmüş, Padişah, “takkeli çopur” tabir edilen kül renkli, tepesi takkeli, kanatları siyah, bir tavus kuşunu andıran gayet dik kuyruklu türü pek beğenmiş, Rıza efendiyi tekrar Konya’ya göndererek bu türden biraz daha getirmesini istemiştir. Yazıktır ki, Rıza efendi bu türden sadece üç tane daha bulabilmiş ve bu üç kuşla saraya dönmüştür. Selçuklu kuşlarını gördükten sonra Padişah, kendi elindeki yabancı kuşları, o zamanı kapı altı denilen Konya polis Karakoluna göndererek, yine o zamanın pek ünlü bir kuşçusu olan rahmetli Baş komser Bendelli İbrahim efendi eli ile Konyalılara bedelsiz olarak dağıtmıştır, ama kısa bir süre sonra yok olup gitmişlerdir. Başta Bendelli İbrahim efendi olmak üzere, Ölmez zade Abdullah Azmi efendi gibi Selçuklu hayranı olan kişilerle, özellikle kapı aldatmacasına çelebiler Selçuk kuşlarının korunmasında ıslahında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
MEVLANA’DA KUŞ BESLEMİŞ, HACI BEKTAŞ-I VELİ HORASAN’DAN ANADOLU’YA GÜVERCİN DONUNA GİRİP GELMİŞTİR.
Çelebilerin (3) kuş beslemelerinin bir nedeni de menakiplerde kaydolduğuna göre, Hz Pir Cenab-ı Mevlana’nın (4) bu kuşlardan beslemiş olmasıdır.
Güvercin, Bektaşilerce de kutsaldır. Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin Horasan elinden Anadolu’ya gelirken, güvercin donuna (5) girdiği rivayet olunur. Bu nedenle Bektaşiler güvercini kutsal sayarlar. Bu kutsallık sebebiyledir ki, Bektaşi dergahlarının hemen hepsinde bir güvercin kümesi bulunurdu.
Selçuklu kuşunun cinsinin bozulmaması için verilen emeğe güzel bir örnek de vereyim :
Kapı Camii caddesinin sağlı sollu dükkanlarının sahibi olan ve kendisine “Deli Hacı Ali’nin oğlu” denilen bir zengin, büyük paralar yatırarak en nadide Selçuklu kuşlarını bir araya toplamış. Bu zat, bir akkuyrukkaranın dişisini kaçırmış, bu kaçak kuşu da Kapancı zade Mustafa efendi ele geçirmiştir. Deli Hacı Ali’nin oğlu, adlarını hürmetle andığım Bendelli İbrahim efendi ile Abdullah Azmi efendiyi kaçak kuşu geri vermesi için Kapancı Mustafa efendiye ricacı olarak göndermiş, fakat Mustafa efendi dişi akkuyrukkara için bir manda istemiştir. Ricacılar bunu kabul etmiş, kuş sahibini bulurken, manda da Kapancı zade Mustafa efendinin ahırına çekilmiştir.
alıntıdır



