Köprüde başıma papağan kondu ,aslında başına Talih Kuşu konmuş :)

Burakk99

Uzman Üyemiz
Katılım
8 Ara 2011
Mesajlar
296
Konum
İstanbul
Adı
Gürkan
Soyadı
Demir
Gerçek bir hayat hikayesi, Şile Hayvanat Bahçesinin sahibi ...


Köprüde başıma papağan kondu, evcil hayvan tüccarı oldum.
 
Erzincanlı Halit Sümbül’ün hayatı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü inşaatında çalışırken tepesine konan ‘Sultan Papağan’ ile değişti. Bu olaydan sonra hayvan yetiştirip satmaya başlayan Sümbül’ün şu anda 5 dükkanı ve bu dükkanlara hayvan yetiştiren bir de özel hayvanat bahçesi var.

DOKUZ yaşındayken Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Umurlu Mezrası’ndan kaçıp İstanbul’a gelen Halit Sümbül’ün girişimcilik öyküsünde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, kuşlar, siyaset ve işadamları var. Şu anda toplmam 45 kişilik istihdama ve kuşlarla birlikte toplam 1500’e yakın hayvana sahip bir işletmesi olduğunu belirtiyor ve şöyle başlıyor anlatmaya: ‘Küçük bir mezradan 9 yaşndayken kaçıp geldim İstanbul’a. 9 kardeşim vardı. Sokaklarda kaldım, Tahtakale’de barakalarda bekar evlerinde barındım. Önce balıkçılık öğrendim ve 15 yaşına kadar balıkçılık yapıp geçimimi sağladım. Sonra Sungurlar Kazan Fabrikası’na girdim. Orada kaynakçılığı öğrendim, iyi bir kaynakçı ustası oldum. Ancak yıllarca çalıştığım bu fabrika kapandı ve ben de arkadaşımla birlikte işsiz kaldım. Tam Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün (FSM) inşaatının sürdüğü dönemdi.’

165 METREDE RÖNTGEN:

Bir grup arkadaşıyla FSM inşaatında çalışmak için müracaat eden Halit Sümbül, burada işe başlar. Görevi ‘yapılan kaynakların röntgenini çekmek’ olur. Sümbül şöyle devam ediyor: ‘165 metre yükseklikte çalışıyorduk. Orada çok başarılı işçiler arasına girdim. Köprü bitince, Almanya’ya işçi olarak seçildik. Sadece 10 kişiydik ve ben de seçilmiştim. Dik kaynak, yan kaynak gibi sıkı bir sınav yapmışlardı ve kazandım. Almanya’ya gitme planları yaparken bir taraftan da FSM’de son montajları yapıyorduk. Bir gün bir tane ‘Sultan Papağan’ geldi tepeme kondu.’

PAPAĞANLA HAYVAN İŞİNE:

‘Sultan Papağan’ ile çok iyi bir dostluk kuran Halit Sümbül, bu olayı biraz da ‘ilahi bir mesaj’ gibi algılar ve Almanya’ya gitmekten vaz geçer. Sümbül devam ediyor anlatmaya: ‘Kuş ile o kadar iyi arkadaş olduk ki ona bir de eş aldım ve yumurta yaptı. Alman yetkiliye ‘ben gelmiyorum’ dedim. Amacım bundan sonra hayvan alıp satmak, hayatımı öyle kazanmaktı. Eminönü’nde böyle evcil hayvanlarnı satıldığı bir yerden bahsettiler. Gittim hemen 5 metrekarelik bir dükkanı devraldım( Sene 1965 ). Kapısına da ‘İstanbul Hayvanat’ yazdım. Gelen geçen bana gülüyordu ama ben o sıralar memlekette ne hayvan varsa topluyordum. Kurbağa, kaplumbağa, sokak köpekleri ne bulsam alıp satıyordum. Müşteri bol, işler iyiye gidiyor. Ancak birkaç hafta sonra büyük bir şokla karışlaştım. Meğer bizim dükkanların hepsi için çok önceden yıkım kararı çıkmış, düknanı devreden de benden saklamış, yani bana dükkanı ‘kakalamış’.’

ÇÖZÜMÜ BELEDİYE BULUR:

Halit Sümbül, bu şok üzerine birkaç arkadaşıyla Eminönü Belediyesi’nin kapısını çalar ve o zamanki Başkan’a durumu anlatır. Başkan da onlara ‘Bir proje çizdirin ve ‘Anıtlar Kurulu’na gidin, eğer onaylarsa Yenicami’nin arkasında bir yere yerleştiririz, evcil hayvan, yem tohum satarsınız’ der. Böylece çözüm bulunur ve Sümbül, dükkanı oraya taşır.

Özal’a Cabbar’ı ben verdim

HALİT Sümbül, işlerini yeni dükkanında daha da büyütür. Ancak bir sorunu vardır; dünyada evcil hayvan özellikle de kanatlılar işinde çok büyük pazar varken Türkiye’ye bu konuda ithalat önemli sorundur. Sümbül şöyle anlatıyor: ‘Taa Özal’a kadar giderim derdimi anlatırım diye kurdum kafamdan. Papağan getirmek bile büyük dert memlekete. Eğri gagalıların neredeyse hepsi kaçak geliyordu o zamanlar. Özal’a hem biz hem devlet kazansın buna bir çare bulun demek istiyoruz. Tabii ki ben ‘Kargacı Halil Sümbül’ kim tanır. Koskoca Cumhurbaşkanı’na faks çektim ve bir de papağan (Cabbar) aldım yanıma gittim Otlukbeli’ne, çıktım karşısına. Sağolsun beni görünce çok iyi davrandı ve hayvan severleri kast ederek ‘Gel sen bizdensin’ dedi, koluma girdi. Cumhurbaşkanımızın o hayvan sevgisi ve Cabbar’la birlikte verdiği pozlar o kadar etkili oldu ki bir anda bu konular gündeme geldi. Tabii ki bu arada bizim işlerimiz de inanılmaz açıldı. Memleketin her tarafından özellikle de milletvekillerinden, işadamlarından ‘Özal’ın papağanından var mı’ diye kapımızı aşındırdılar. Ben de bir süre sonra Türkiye’nin ilk papağan ithalatını yaptım. Sonra Rusya Devlet Başkanı Gorbaçov’a da papağan hediye ettim.’

Nijerya’dan ithalat yaptım

ARALARINDA Koç, Çarmıklı, Eczacıbaşı gibi ünlü ailelerin, Özal, Demirel, Denktaş, Grobaçov gibi siyesiler de bulunduğu birçok ünlüye muhtelif hayvanlar temin eden Halit Sümbül, o dönemde papağana yoğun talep üzerine Nijerya’dan papağan ithalatı için bu ülkedeki alım ihalesine de katıldığını söylüyor. Halit Sümbül, ‘Önce 200 tane papğan getirdim ve hepsini sattım. Nijerya’da her yıl papağan alıcıları ihaleye giriyormuş. Ben de hemen 1500 paağanlık alım ihalesine girdim ve kazandım. Bunları peyderpey ithal ettim. Bu arada dünyada kanatlılar pazarının ne kadar büyük olduğunu da öğrendim. Hollanda’nın 2-3 milyar dolar arası ticaret yaptığını, Amerika’da 8 milyar dolarlık pazar olduğunu söylediler. Ben de Türkiye için heyecanlandım, o dönemde 300 tane de kuğu getirdim’ diyor.


(Alıntıdır)

 

Aslan ÖZTÜRK

Uzman Üyemiz
Katılım
4 Eki 2011
Mesajlar
333
Konum
İSTANBUL
Adı
ASLAN
Soyadı
ÖZTÜRK
Adamın kafasına papağan konuyor.Ulan bizim kafamıza ne düştüğünü yazsak heralde millet bize neresiyle güleceğini şaşırır. icon_wall