Muhabbet Kuşu ve Annem

kervanser

Sayfa Yöneticisi
Yönetici
Katılım
5 Mar 2010
Mesajlar
4,990
Konum
İstanbul / Fatih
Web sitesi
www.muhabbetkusuureticileri.org
Adı
Selahattin
Soyadı
GÜÇLÜ
Bir arkadaşımız kaleme almış  ben etkilendim buraya taşıdım

Muhabbet Kuşu ve Annem
Şimdi evde köpek beslemek moda. Fakat, bir zamanlar kuş beslemek çok modaydı. Saka kuşları ezelden beri evlerimizin güzel misafirleri olmuşlardır. Benim “moda” dediğim kuş muhabbet kuşlarıydı. Şimdi de birçok evde var, ama, o moda olduğu yıllardaki gibi yaygın değil.

Muhabbet kuşları insana çok yakın türden. Kafesini açarsınız dolaşır, uçar, gider insanların kafasına konar, insan avucundan yemini yer. Bir de konuşur bu kuşlar. Yapıları zaten papağana benzeyen ama papağanın küçüğü gibi gözüken çok şirin kuşlardır muhabbet kuşları.

Bir zamanlar ben de modaya uydum ve bir muhabbet kuşu aldım. Çivit mavisi derler ya işte tam o renkten. Resmi yok ama hareketli görüntüleri hâlâ bende saklı. Odanın içinde dolaşır dururdu. Duyguları kuvvetli bir kuştu. Örneğin, o iki büyük depremde kafesinin içinde kendini nasıl dışarı atacağını bilemiyordu. İlk depremden sonra onu kafesinin içinde çırpınırken gördüm. Ondan sonraki büyük depremde ise, deprem olmadan önce olağandışı hareketler yapıyordu. Ona inansaydık, kendimizi çoktan dışarıya atardık.

Annem yaşlı kadındı. Şimdi duysa bana kızar ya neyse. Affet anne. Oturur ya çiçekleriyle ya da muhabbet kuşuyla konuşurdu. Bir zaman sonra bizim muhabbet kuşu annemle dostluğunu oldukça ilerletti. Artık “Cici kuş”, “Babacım” gibi kelimeleri söylemeye başlamıştı. Başka şeyler de söylüyordu ama ne yalan söyleyeyim bunlar pek anlaşılmıyordu da, biz de Google gibi “Bunu mu demek istedin?” gibilerinden kelimeler üretiyorduk.

Muhabbet kuşumuz, bizimle birlikte çok uzun yaşadı. O, artık evimizin bir bireyi gibiydi. Zaten, odanın içinde dolanıp duruyordu. Canı isterse gidip kafesine giriyor karnını doyuruyor, suyunu içiyor, sonra yeniden odanın içinde uçup duruyordu.

Ben işe gittiğimden annem evde yalnız kalırdı. Ama, pek de yalnız sayılmazdı. Muhabbet kuşu ona çok iyi arkadaşlık ederdi. Çok zaman ikisinin karşılıklı muhabbet ettiğini gördüm. Kuş annemi çok seviyordu. Anlaşılan o ki muhabbet kuşumuzun da muhabbete ihtiyacı vardı.

Gün geldi annem rahatsızlandı. Bir sabah hastaneye götürdüm. Annemi kurtaramadı doktorlar. Annem aramızdan ayrıldı.

Annemi toprağa verip eve döndüğümüzde o şen şakrak muhabbet kuşu başını kanatlarının arkasına almış hiç kıpırdamadan kafesinin tüneğinde oturuyordu. Saatlerce ne yeminden yedi, ne de suyundan içti. Bizlerle hiç ama hiç ilgilenmedi. Bir kez olsun sesini bile çıkarmadı. Biz o akşam annem için Kur’an-ı Kerim’*** ayetler okuttuk. Ruhuna hediye ettik.

Aradan zaman geçti. Muhabbet kuşumuz hiç bir zaman eski neşesine kavuşmadı. Kendi ellerimle dışarıya çıkarmak istedim, çıkmadı. Hep kafesinde kalmak istedi. Hep başını kanatlarının arasına sokup, sanki dünyaya küsmüş gibi davrandı.

Adetten olduğu üzere annemin aramızdan ayrılışının yedinci gecesinde ruhuna Kur’an-ı Kerim okuttuk. Gelen dostlar arasında anneme çok benzeyen bir bayan vardı. Bir ara hiç birimiz farkında olmadan o bayan dostumuz gitti muhabbet kuşunun kafesinin yanına oturdu. O bir haftadır hiç ötmeyen, kıpırdamayan, yemek yemeyen kuş o bayanı annem sandı da nasıl canlandı biliyor musunuz? Belki anlatamam ama görenler şahittir. Geldi kafesin tellerine dayadı bedenini. Annem sandığı bayana öttü, çilveler yaptı, kanat çırptı, kendince kelimelerle seslendi anneme benzeyen bayana.

Kur’an-ı Kerim okunması bitti. Herkes dağıldı. Ben ve muhabbet kuşum yine yalnız kaldık. Ve o kuş yine tüneğine tünedi, başını kanatlarının arasına aldı, sessizliğe büründü.

Annemin aramızdan ayrılışının kırkıncı duasını muhabbet kuşumuz görememişti. Annemden yirmi ya da yirmi beş gün sonra o da aramızdan ayrıldı. Çoğu zaman “Hayvan” deyip de geçtiğimiz bu doslarımızın, çoğu insanımızdan ne kadar duygusal ve ne kadar vefakâr olduklarına ben şahit oldum. Annemin ardından onun yokluğuna dayanamayan muhabbet kuşumuz, yemeyerek, içmeyerek kendini ölüme götürmüştü.

Önce gazete kâğıda, sonra da naylon torbaya sardığım küçücük bedenini, gittim annenim ayak ucuna gömdüm.

Şimdi ne zaman annemin ruhuna bir Fatiha okusam, mutlaka bir Fatiha da muhabbet kuşuma okurum
 

motifcan

Uzman Üyemiz
Katılım
24 Ağu 2010
Mesajlar
422
Konum
afyon
paylaşım için teşekkürler.. gerçekten hayvanlar bambaska bişey.. özellikle köpek ve muhabbet kuşlarında bunları görüyorum..
 

engin

Uzman Üyemiz
Katılım
28 Ocak 2011
Mesajlar
868
Konum
ankara
Adı
Engin
Soyadı
DUMAN
hepsini okudum paylaşım için teşekkürler
 

KurKur

Uzman Üyemiz
Katılım
12 Mar 2010
Mesajlar
2,511
Adı
Yılmaz
Soyadı
KURŞUN
:'(  :'(  Galiba insan olarak hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var..
 

yalvaclı

Uzman Üyemiz
Katılım
28 Ara 2010
Mesajlar
292
Konum
ısparta -yalvac
Adı
AZİZ
Soyadı
TÜRKER
bazen  hayvanların dostlugu  insanların dostlugundan  daha iyi oluyor hiç deyilse hayvanlar nankör olmuyor
 

ERGÜNAHSAP

Uzman Üyemiz
Katılım
17 Haz 2010
Mesajlar
6,097
Adı
Şahin
Soyadı
GÜNGÖR
Selahattin abi çok anlamlı bir paylaşım teşekkürler
 

mango

Uzman Üyemiz
Katılım
30 Ara 2010
Mesajlar
347
Konum
Ankara
Adı
Hakan
Soyadı
TUNA
Eline sağlık abi.Çok duygulandım desem yalan olmaz.Tıpkı benim yaşadıklarımı anlatmış.Benim de annem vefat ettiğinde bir çift muhabbetim vardı.Annemden yaklaşık bir ay sonra onlarda gitti dünyadan.
Çok ama çok teşekkürler abi.
 

şirinim

Yeni Üyemiz
Katılım
11 Şub 2011
Mesajlar
1
Konum
çanakkale
Adı
zeynep
Soyadı
çelik
Selahattin GÜÇLÜ' Alıntı:
Bir arkadaşımız kaleme almış  ben etkilendim buraya taşıdım

Muhabbet Kuşu ve Annem
Şimdi evde köpek beslemek moda. Fakat, bir zamanlar kuş beslemek çok modaydı. Saka kuşları ezelden beri evlerimizin güzel misafirleri olmuşlardır. Benim “moda” dediğim kuş muhabbet kuşlarıydı. Şimdi de birçok evde var, ama, o moda olduğu yıllardaki gibi yaygın değil.

Muhabbet kuşları insana çok yakın türden. Kafesini açarsınız dolaşır, uçar, gider insanların kafasına konar, insan avucundan yemini yer. Bir de konuşur bu kuşlar. Yapıları zaten papağana benzeyen ama papağanın küçüğü gibi gözüken çok şirin kuşlardır muhabbet kuşları.

Bir zamanlar ben de modaya uydum ve bir muhabbet kuşu aldım. Çivit mavisi derler ya işte tam o renkten. Resmi yok ama hareketli görüntüleri hâlâ bende saklı. Odanın içinde dolaşır dururdu. Duyguları kuvvetli bir kuştu. Örneğin, o iki büyük depremde kafesinin içinde kendini nasıl dışarı atacağını bilemiyordu. İlk depremden sonra onu kafesinin içinde çırpınırken gördüm. Ondan sonraki büyük depremde ise, deprem olmadan önce olağandışı hareketler yapıyordu. Ona inansaydık, kendimizi çoktan dışarıya atardık.

Annem yaşlı kadındı. Şimdi duysa bana kızar ya neyse. Affet anne. Oturur ya çiçekleriyle ya da muhabbet kuşuyla konuşurdu. Bir zaman sonra bizim muhabbet kuşu annemle dostluğunu oldukça ilerletti. Artık “Cici kuş”, “Babacım” gibi kelimeleri söylemeye başlamıştı. Başka şeyler de söylüyordu ama ne yalan söyleyeyim bunlar pek anlaşılmıyordu da, biz de Google gibi “Bunu mu demek istedin?” gibilerinden kelimeler üretiyorduk.

Muhabbet kuşumuz, bizimle birlikte çok uzun yaşadı. O, artık evimizin bir bireyi gibiydi. Zaten, odanın içinde dolanıp duruyordu. Canı isterse gidip kafesine giriyor karnını doyuruyor, suyunu içiyor, sonra yeniden odanın içinde uçup duruyordu.

Ben işe gittiğimden annem evde yalnız kalırdı. Ama, pek de yalnız sayılmazdı. Muhabbet kuşu ona çok iyi arkadaşlık ederdi. Çok zaman ikisinin karşılıklı muhabbet ettiğini gördüm. Kuş annemi çok seviyordu. Anlaşılan o ki muhabbet kuşumuzun da muhabbete ihtiyacı vardı.

Gün geldi annem rahatsızlandı. Bir sabah hastaneye gütürdüm. Annemi kurtaramadı doktorlar. Annem aramızdan ayrıldı.

Annemi toprağa verip eve döndüğümüzde o şen şakrak muhabbet kuşu başını kanatlarının arkasına almış hiç kıpırdamadan kafesinin tüneğinde oturuyordu. Saatlerce ne yeminden yedi, ne de suyundan içti. Bizlerle hiç ama hiç ilgilenmedi. Bir kez olsun sesini bile çıkarmadı. Biz o akşam annem için Kur’an-ı Kerim’*** ayetler okuttuk. Ruhuna hediye ettik.

Aradan zaman geçti. Muhabbet kuşumuz hiç bir zaman eski neşesine kavuşmadı. Kendi ellerimle dışarıya çıkarmak istedim, çıkmadı. Hep kafesinde kalmak istedi. Hep başını kanatlarının arasına sokup, sanki dünyaya küsmüş gibi davrandı.

Adetten olduğu üzere annemin aramızdan ayrılışının yedinci gecesinde ruhuna Kur’an-ı Kerim okuttuk. Gelen dostlar arasında anneme çok benzeyen bir bayan vardı. Bir ara hiç birimiz farkında olmadan o bayan dostumuz gitti muhabbet kuşunun kafesinin yanına oturdu. O bir haftadır hiç ötmeyen, kıpırdamayan, yemek yemeyen kuş o bayanı annem sandı da nasıl canlandı biliyor musunuz? Belki anlatamam ama görenler şahittir. Geldi kafesin tellerine dayadı bedenini. Annem sandığı bayana öttü, çilveler yaptı, kanat çırptı, kendince kelimelerle seslendi anneme benzeyen bayana.

Kur’an-ı Kerim okunması bitti. Herkes dağıldı. Ben ve muhabbet kuşum yine yalnız kaldık. Ve o kuş yine tüneğine tünedi, başını kanatlarının arasına aldı, sessizliğe büründü.

Annemin aramızdan ayrılışının kırkıncı duasını muhabbet kuşumuz görememişti. Annemden yirmi ya da yirmi beş gün sonra o da aramızdan ayrıldı. Çoğu zaman “Hayvan” deyip de geçtiğimiz bu doslarımızın, çoğu insanımızdan ne kadar duygusal ve ne kadar vefakâr olduklarına ben şahit oldum. Annemin ardından onun yokluğuna dayanamayan muhabbet kuşumuz, yemeyerek, içmeyerek kendini ölüme gütürmüştü.

Önce gazete kâğıda, sonra da naylon torbaya sardığım küçücük bedenini, gittim annenim ayak ucuna gömdüm.

Şimdi ne zaman annemin ruhuna bir Fatiha okusam, mutlaka bir Fatiha da muhabbet kuşuma okurum
 

Gunesisigi

Takipçi Üyemiz
Katılım
21 Şub 2011
Mesajlar
140
Konum
Adana
Adı
Akşit
Soyadı
ER
  Selahattin Abi yemin ediyorum salya sümük ağlattın bizi. :'( :'(
  Bizim de 8-10 yıl önce beslediğimiz,evimizin artık bir ferdi olmuş, özgürce dolaşan yeşil bir  muhabbetimiz vardı. 4 yıl kadar yaşadı bizimle.
  Bir gece lavaboya kalktım, kuşumuzda yandaki odada kafesinde uyuyordu. Karanlıktı , koridorun ışığını da açmadım. Karanlıkta kuşlar ötmezler bilirsin. Odanın önünden geçerken ''cik'' diye öttüğünü duydum. ''Allah, Allah'' dedim kendi kendime, şimdiye kadar hiç duymamıştım gece karanlığında öttüğünü. Lavabodan odama dönerken bir bakayım dedim, ışığı açar açmaz bir de gördüm ki gözleri sulanmış, tüyleri kabarmış tüneğinde bana bakıyor. Ne kadar üzüldüm, ne kadar anlatamam. Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Sabah olur olmaz sürekli alış veriş yaptığım kuşçuya gittim. Durumu anlattım. Bir ilaç verdi, eve geldim.Koydum ilacı suluğuna,ama içmedi sudan. Öğleden sonra da bakmak için gittiğimde yerde yatan cansız bedenini gördüm sevgili kuşumun.
  Keşke bir veterinere götürseydim diye çok kızdım, çok suçladım kendimi. Belki veteriner daha farklı bir şeyler yaparak iyileştirebilirdi.
  Hala düşündükçe kötü olurum. Senin bu yazını okuyunca da tümden dağıldım işte. :(

  Saygılar ...
 

uyan group

Takipçi Üyemiz
Katılım
9 Şub 2011
Mesajlar
170
Konum
Antalya
Adı
Mustafa
Soyadı
UYAN
Okudukça tüylerim diken diken oldu yeminle,paylaşım için teşekkürler.