BULENTBAG
Uzman Üyemiz
Son günlerde yaşanan bazı üzücü olaylara şahit oluyoruz. Bazı abi ve kardeşlerimiz birbirleri hakkında, aralarındaki ticarete istinaden veya sevdikleri isimlere taraf olması yüzünden birbirlerini incitmektedirler. Bunu yazmam haksız oldukları anlamında değildir. Sadece bunun daha iyi bir çözümü vardır. Mesela bir 5-6 kişilik kurul oluşturulsa. Taraflar dinlenilse ve savunma alınsa. Suçlu kişinin ismi kurul tarafından açıklansa bu daha iyi olur yanılmıyorsam.Tabi bu sadece bir öneri. Daha iyi fikirlerde olacaktır. Güzel fikirlerle güzel işler yapılacaktır. Üretiminiz hayırlı, kazancınız bol olması dileğiyle…
TİCARET AHLAKI
Ticaretin taşıdığı önem açık bir şekilde bilinmektedir. Ama esas üzerinde durulması, bilinmesi ve riayet edilmesi gereken şey, “Ticaret ahlakı”dır. Bir işte başarılı olmanın sırrı; ahde vefa, sözleşmeye sadakat, karda kanaat ve imalatta dürüstlük gibi ahlak ölçülerine bağlı hareket etmekte gizlenmiştir. Kar uğrunda utanmayı, menfaat temin edeceğim diye merhameti, servet yolunda şeref ve haysiyeti feda etmemelidir.
Alışveriş sırasında dikkat edilmesi gereken ölçülerden bazıları şunlardır:
Satışa sunulan malın kusuru gizlenmemelidir Bu durum, müşterinin aldanmasına ve zarara uğramasına sebep olur. Bu noktada, bizleri uyaran Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Kim ayıbı (bulunan bir malı) o (kusuru)nu açıklamadan satarsa, Allah’ın daimi gadabı içinde kalır ve melekler durmadan ona lanet eder.”(1)
Asr-ı saadetten bir misal ile ticaret erbabını uyarmak isteriz Sevgili Peygamberimiz, buğday satan bir kimsenin yanından geçiyordu. Elini yığının içine soktu ve bir avuç buğday çıkardı. Yığının üstü kuru olduğu halde avucunun içindeki taneler yaştı Peygamber (sav) mal sahibine bunun sebebini sorduğunda, yağmurdan ıslandığını söyledi. Peygamberimiz, “İnsanların görebilmesi için onu açığa koymalı değil miydin?” buyurdu ve şöyle devam etti: “(Bizi) aldatan, bizden değildir”(2)
Mala sürüm sağlamak için yemin etmemelidir.
Bir kimsenin müşterisine kendi malını satmaya kalkışmamalıdır.
Müşteri, dükkanımızın kapısına veya sergimizin önüne gelmeden onu çağırmamalıdır.
Dinimizin emrettiği çalışma, ne şekilde olursa olsun kazanç elde etme fikrine dayalı değildir. Kazancın helal olması ve ticaret ahlakının gerektirdiği bir dürüstlük içinde hareket edilmelidir. “Doğru, güven duyulan bir tacir, (kıyamet günü) peygamberlerle, sıdıklar ve şehitlerle beraber (haşr)olacaktır”(3)
Hayırlı bir ümmet olarak yaratılan bizler, insanların zararına sebep olacak davranışlardan son derece sakınmalı, alış veya satışımızda hayırhahlığı ve kibarlığı elden bırakmamalıyız. Çünkü “Allah, satışta kolaylığı ve nezaketi, satın almada kolaylığı ve nazik davranmayı, borç ödemede kolaylık ve kibarlığı sever.”(4)
konumuzu bir ayet-i kerime meali ile son vermek istiyoruz: “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz”(5)
TİCARET AHLAKI
Ticaretin taşıdığı önem açık bir şekilde bilinmektedir. Ama esas üzerinde durulması, bilinmesi ve riayet edilmesi gereken şey, “Ticaret ahlakı”dır. Bir işte başarılı olmanın sırrı; ahde vefa, sözleşmeye sadakat, karda kanaat ve imalatta dürüstlük gibi ahlak ölçülerine bağlı hareket etmekte gizlenmiştir. Kar uğrunda utanmayı, menfaat temin edeceğim diye merhameti, servet yolunda şeref ve haysiyeti feda etmemelidir.
Alışveriş sırasında dikkat edilmesi gereken ölçülerden bazıları şunlardır:
Satışa sunulan malın kusuru gizlenmemelidir Bu durum, müşterinin aldanmasına ve zarara uğramasına sebep olur. Bu noktada, bizleri uyaran Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Kim ayıbı (bulunan bir malı) o (kusuru)nu açıklamadan satarsa, Allah’ın daimi gadabı içinde kalır ve melekler durmadan ona lanet eder.”(1)
Asr-ı saadetten bir misal ile ticaret erbabını uyarmak isteriz Sevgili Peygamberimiz, buğday satan bir kimsenin yanından geçiyordu. Elini yığının içine soktu ve bir avuç buğday çıkardı. Yığının üstü kuru olduğu halde avucunun içindeki taneler yaştı Peygamber (sav) mal sahibine bunun sebebini sorduğunda, yağmurdan ıslandığını söyledi. Peygamberimiz, “İnsanların görebilmesi için onu açığa koymalı değil miydin?” buyurdu ve şöyle devam etti: “(Bizi) aldatan, bizden değildir”(2)
Mala sürüm sağlamak için yemin etmemelidir.
Bir kimsenin müşterisine kendi malını satmaya kalkışmamalıdır.
Müşteri, dükkanımızın kapısına veya sergimizin önüne gelmeden onu çağırmamalıdır.
Dinimizin emrettiği çalışma, ne şekilde olursa olsun kazanç elde etme fikrine dayalı değildir. Kazancın helal olması ve ticaret ahlakının gerektirdiği bir dürüstlük içinde hareket edilmelidir. “Doğru, güven duyulan bir tacir, (kıyamet günü) peygamberlerle, sıdıklar ve şehitlerle beraber (haşr)olacaktır”(3)
Hayırlı bir ümmet olarak yaratılan bizler, insanların zararına sebep olacak davranışlardan son derece sakınmalı, alış veya satışımızda hayırhahlığı ve kibarlığı elden bırakmamalıyız. Çünkü “Allah, satışta kolaylığı ve nezaketi, satın almada kolaylığı ve nazik davranmayı, borç ödemede kolaylık ve kibarlığı sever.”(4)
konumuzu bir ayet-i kerime meali ile son vermek istiyoruz: “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz”(5)

