Gürkan BULUT
Yeni Üyemiz
Öncelikle herkese hayırlı akşamlar diliyorum. Bu başlığı açmamın nedeni herkesin geçmişte kuşlarla ilgili yalan yanlış veya komik birtakım uygulamaları olmuştur. Hem bunları hatırlamak hem de ülkemizde üreticiliğin gelmiş olduğu noktayı daha iyi anlayabilmemiz açısından anılarımızı paylaşmanın faydalı olacağını düşündüm. İlk benden gelsin;
Sene 1994. İşim gereği o yıllarda Urfa Siverek'te görev yapıyorum. Suriye üzerinden kaçak kuş girişinin çok yoğun olduğu zamanlar. Muhabbet kuşlarıyla tanışmam o yıllarda oldu.karayolunda kaçak muhabbet yüklü kamyonun biri kaza yapmış diye duyduk. Gittik kuşların yarıdan fazlası telef olmuş. Jandarmaya yalvar yakar 30-40 kadar sağlam kuşu aldık getirdik. Kuşlar yalan olmasın nerdeyse serçenin yarı boyutu kadar. Bir arkadaşla beraber kötü durumdaki bir depoyu biraz düzenleyip büyük bir salma yaptık. Kuşları attık salmaya. Yemlik, suluk hak getire. Plastik tabaklar kullandık onların yerine. Üstelik hepsi yerlerde. Salmanın duvara gelen kısmına kontraplaktan yuvalıkları çaktık. Tabi o yıllarda internet, bizde de bilgi yok. Salla pati yapıyoruz birşeyler. İlçede bir tane kuşçu var, üretici değil, satıcı o da. Ne derse biz onu yapıyoruz. Temiz olsun diyoruz salma, yok olmaz diyor; pis olursa daha iyi ürerler. Tamam diyoruz, belki 2 ay hiç temizlik yapmıyoruz, bu seferde içerisi kokudan geçilmiyor. Pencerede yok, zaten çok sıcak bir bölge. Kuşların tek besin kaynağı darı ve su. Yok vitaminmiş, antibiyotikmiş, mamaymış, kummuş, kalsiyummuş hak getire. Haberimiz bile yok öyle şeylerden. Neyse fazla uzatmadan, havasından mı, suyundan mı anlamadık 2 sene içinde hatırı sayılır bir sayıya ulaştık. Ama ticaret yapmıyoruz tamamen hobi bizimkisi. 1 kg yem getirene 1 kuş bedava. Etrafımızda ne kadar eş dost akraba varsa herkesi 1 kg yem karşılığında kuş sahibi yaptık. O zamanlardan aklımda kalan komik ve yanlış birtakım deneyimlerim;
....Kırmızı gözlü kuşlar hırçındır aga, hayatta alışmaz bunlar, çok pis ısırırlar, uzak duracan bunlardan.
....Konuşacak kuşun kafası büyük ve yusyuvarlak olur.
....Kafeste mutlaka ayna olacak aga, yoksa kuş konuşmaz.
Aradan yıllar geçti, internet denen meret çıktı (meret desem de yapandan Allah razı olsun). Bizde geldik Ankara'ya. Ana bir baktıkki biz kuş beslememişiz. Burdakiler kuşsa bizimkiler neydi? La bunların çok çeşidi varmış; çekoslovak, ingiliz, hollanda, show, yerli.... Ama hiçbiri bizimkilere benzemiyordu. Neyse bir baktıkki biz muhabbet değil, resmen tavuk beslemişiz.
Şimdi bir arkadaşımın üretimhanesinde yaklaşık 2 senedir beraber üretim yapıyoruz. Geçmişi düşündükçe bazen gülüp bazen de üzülüyorum. Üretici arkadaşların ve sitedeki üstadların harika üretimhanelerini ve bilimsel yaklaşımlarını gördükçe daha bir şevkle yapıyorum bu işi. İçinizden muhabbet sevgisi eksik olmasın, tüm muhabbet sevenlere ve saygıdeğer üstadlarıma bir kez daha şapka çıkarıyorum.
Sene 1994. İşim gereği o yıllarda Urfa Siverek'te görev yapıyorum. Suriye üzerinden kaçak kuş girişinin çok yoğun olduğu zamanlar. Muhabbet kuşlarıyla tanışmam o yıllarda oldu.karayolunda kaçak muhabbet yüklü kamyonun biri kaza yapmış diye duyduk. Gittik kuşların yarıdan fazlası telef olmuş. Jandarmaya yalvar yakar 30-40 kadar sağlam kuşu aldık getirdik. Kuşlar yalan olmasın nerdeyse serçenin yarı boyutu kadar. Bir arkadaşla beraber kötü durumdaki bir depoyu biraz düzenleyip büyük bir salma yaptık. Kuşları attık salmaya. Yemlik, suluk hak getire. Plastik tabaklar kullandık onların yerine. Üstelik hepsi yerlerde. Salmanın duvara gelen kısmına kontraplaktan yuvalıkları çaktık. Tabi o yıllarda internet, bizde de bilgi yok. Salla pati yapıyoruz birşeyler. İlçede bir tane kuşçu var, üretici değil, satıcı o da. Ne derse biz onu yapıyoruz. Temiz olsun diyoruz salma, yok olmaz diyor; pis olursa daha iyi ürerler. Tamam diyoruz, belki 2 ay hiç temizlik yapmıyoruz, bu seferde içerisi kokudan geçilmiyor. Pencerede yok, zaten çok sıcak bir bölge. Kuşların tek besin kaynağı darı ve su. Yok vitaminmiş, antibiyotikmiş, mamaymış, kummuş, kalsiyummuş hak getire. Haberimiz bile yok öyle şeylerden. Neyse fazla uzatmadan, havasından mı, suyundan mı anlamadık 2 sene içinde hatırı sayılır bir sayıya ulaştık. Ama ticaret yapmıyoruz tamamen hobi bizimkisi. 1 kg yem getirene 1 kuş bedava. Etrafımızda ne kadar eş dost akraba varsa herkesi 1 kg yem karşılığında kuş sahibi yaptık. O zamanlardan aklımda kalan komik ve yanlış birtakım deneyimlerim;
....Kırmızı gözlü kuşlar hırçındır aga, hayatta alışmaz bunlar, çok pis ısırırlar, uzak duracan bunlardan.
....Konuşacak kuşun kafası büyük ve yusyuvarlak olur.
....Kafeste mutlaka ayna olacak aga, yoksa kuş konuşmaz.
Aradan yıllar geçti, internet denen meret çıktı (meret desem de yapandan Allah razı olsun). Bizde geldik Ankara'ya. Ana bir baktıkki biz kuş beslememişiz. Burdakiler kuşsa bizimkiler neydi? La bunların çok çeşidi varmış; çekoslovak, ingiliz, hollanda, show, yerli.... Ama hiçbiri bizimkilere benzemiyordu. Neyse bir baktıkki biz muhabbet değil, resmen tavuk beslemişiz.
Şimdi bir arkadaşımın üretimhanesinde yaklaşık 2 senedir beraber üretim yapıyoruz. Geçmişi düşündükçe bazen gülüp bazen de üzülüyorum. Üretici arkadaşların ve sitedeki üstadların harika üretimhanelerini ve bilimsel yaklaşımlarını gördükçe daha bir şevkle yapıyorum bu işi. İçinizden muhabbet sevgisi eksik olmasın, tüm muhabbet sevenlere ve saygıdeğer üstadlarıma bir kez daha şapka çıkarıyorum.

