Bekir ÇOLAK' Alıntı:
ayhan hocam haklısın galiba araştırmalarım sonucunda bu verileri doğruluyor.bu kuşu eşe atmıştım o zaman hemen ayırıp gidip değiştirmem gerek yapacak birşey kalmadı demekki.
Bekir hocam kuşu değiştirmeye gerek yok, 2 gün önce aramıştın telefonda anlattın ben de sana çözümünü izah ettim. Ayrıca Ayhan ustaya burada katılamıyorum...fransız tüyü dökümü hastalığı türkiyede neredeyse yok, olsaydı inanın hiç birimizin kuşları şu anda sağ olmazdı...çok bulaşıcıdır. Bekir hocam senin dediğine göre bu sorun tek bir kuşunda var, bu da fransız tüyü dökümü olasılığını ortadan kaldırıyor. Senin daha kaliteli takviye ürünleri alıp kullanman gerekiyor, ve bu takviyeleri korkmadan düzenli olarak kuşlara vermen gerekiyor. Hayvanın iyileşmesi zaman alacak ama iyileşmez diğe birşey yok.
ilave
şimdi özelden mesajlar gelip bu çözümü soranlar olacağını tahmin ettiğim için yorumuma biraz daha açıklık getirmek istedim. Fransız tüyü dökümünü araştırdığımızda karşımıza hastalığa sebep olan Polyoma virüsü çıkıyor...burada virüs kelimesi çok önemli, yani hızlı ve masif bir şekilde bulaşan bir hastalık olduğu anlaşılıyor. Virütik olması, hasta kuşun bulunduğu ortamdaki hiç bir kuşu ayırd etmeksizin tüm diğer kuşlara da bulaşağı anlaşılıyor. Er yada geç sağlam ve dirençli olan yetişkin kuşları bile etkisi altına alacağı belli. Hastalıkla ilgili açıklama yapılmış yazılarda bazı kuşların tüyüleri dökülmeyeceğini ama virüsü taşıyıp diğer kuşlara bulaştırmaya devam edeceği yazıyor. Hatta virüsün yumurtaki embriyolara bile geçtiği yazıyor. İşte bu nedenle yukarıdaki yorumumda bahsettiğim gibi...öyle bir durum olsaydı virüsün yaılması ve neredeyse ülkedeki tüm kuşları etkisi altına alması sadece 1-3 ay sürerdi. Hepimizin kuşları etkilenip bu gibi sorunlar masif bir şekilde rapor edilmeye başlanırdı.
Bana göre Bekir hocamızın kuşunda olan sorun vücudunda ayni anda birkaç temel yapı taşlarının eksikliğinden kaynaklanıyor, bunlar başlıca protein vitamin ve minerallerin doğru orantıda bulunmaması, bu da vücüt direnci ve mekanizmanın doğru çalışmamasına sebep oluyor...doğal olarak bu da buna benzer sorunlara yol açıyor. Bazı besinlerin fazla miktarda ve uzun süre verildiğinde de bu gibi durumlar meydana gelebilir, örneğin fazladan vitamin vermek de ters tepki yapıp buna benzer sorunlara yol açabilir. Bekir hocamıza kendi kuşlarımdan örnek verdim, 2 yıl önce bendeki bazı çiftlerin birkaç yavrusunda da tüyü sorunu olmuştu. Ek besin takviyeleri ile bu kuşlar düzeldi ve şu anda harika yavrular veriyorlar. Aslında herşey düzenli bir diyet proğramına bağlı, öyle sağda-solda her gördüğümüz mama tarifini kafamıza estiği gibi kuşlarımızda denemeler yapmamak gerekiyor. Kuşlara iyilik yapalım derken kendi elimizle hasta edip sakatlamayalım. Bekir hocamızın mamasını sordum, saydıklarını ben yesem hiç uzay mekiği kullanmadan aya uçarım. Yavru alma hevesi ile kuşları kızıştırıcı ve yağlı besinlerle yüklemenin anlamı yok. İnsan bile hergün 1 avuç dolusu ceviz, badem, fıstık, keçi boynuzu tozu, bal filan yese 1 hafta sonra heryerinde sivilceler fışkırmaya başlar...bunu minnacık kuşlara yedirdiğinizde onlarda yaptığı etkiyi düşünün. Bunu kg/ağırlık bazına tercume edip kabaca hesaplarsak hergün çuval dolusu ceviz, badem, fındık, fıstık filan yemiş sayılırsınız.
Kısacası, bazen istemeyerek de olsa yanlışlar yapıyoruz, bu hatalarımız da ister istemez kuşlarımızın sağlığına yansıyor. Bu nedenle doğru bir diyet tasarlayıp düzeni bozmadan uygulamak gerekiyor. Diyetleri hem mevsime hem de kuşların üreme sezonuna göre ayarlamak gerekiyor. Örneğin mevsim kış ise ve üretim yapmıyorsak ona göre bir diyetimiz olmalı...üretim yapıyorsak yine ona göre bir diyet olmalı. Keza ayni şey yaz mevsimi için de geçerli...gerekli besin ayarlamalarının yapılması şart. Sadece diyet değil, diyet yapılması gerekenlerden sadece birisi, kuşlarımnızın yaşam ortamı standardını yükseltmekten tutun, doğal döngülerini tamamlamalarına fırsat tanımaya kadar gidiyor...bunların içinde zamanında tüye girme ve çıkma, üretim-dinlenme sezonlarını oturtup kuşların buna alışması gibi şeyler var. Kuşlarımızın sağlıklı olmaları için bunların hepsine bir bütün olarak bakmamız lazım.