her islami konuda olduğu gibi bundada bilsekte bilmesekte hepimiz birer yorum yapmışız.konu din olunca bence yorumdan ziyade ayet ve hadis ışığında konuşmal lazımdır.fener galatasayar maçının yorumunu yapmıyoruz burda. Türk milleti olarak pek okumayız araştırmayız ama iş konuşmaya gelince bizden alası yoktur(bu sözden dolayı eleştirenler olacaktır saygım var herkes her düşüncesini söylemeli ama seviyeli olarak) lakin dediğim gibi konu din olunca bize yorum yapmak düşmez.biz alim hoca vs degiliz.bize düşen açıp okumak Kuran ne demiş Peygamberimiz(s.a.v) nasıl davranmış.dini konularda biraz daha hassasiyetli davranılmasını rica ederim.
2.si konu caizlikten çıkmış yine hocalar cemaatler tartışmasına dönmüş. link vermiştim bazılarımız okumuş Allah sizlerden razı olsun ama okuyan bir millet değiliz malesef. o linkten bir alıntı yaptım buraya yazıyorum bence gereksiz hoca hacı tartışmalarına girmeyelim arkadaşlar.sonuçta kul hakkına girer.
Şu âyet-i kerime de insanın hayvanlardan istifade etmesine açıkça işaret etmektedir:
“Hayvanları da O yarattı. Onlardan sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz. Sizin için onlarda ayrıca akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik (bir zevk) vardır. Atları, katırları ve merkepleri binmeniz ve süslenmeniz için (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır.”1
Görüldüğü gibi hayvanlar insanların hizmetine verilmiş, onlara hem bir binek, hem bir gıda, hem de eğlendirecek, ünsiyet edecek bir süs olma vasfı verilmiştir.
Bu izahlar ışığında bülbül, muhabbet kuşu ve kanarya gibi kuşların kafeslerde beslenmesinin ve evde süs olarak bulundurulmasının bir mahzuru yoktur. Mahzur, hayvanlara zulmedildiği noktada kendini gösterir. Çünkü canlılara eziyet etmemek, merhamet ve şefkat etmek dinimizin bir gereğidir. Kafeste yaşamaya alışmış kafes kuşlarını beslemek ise onlara bir zulüm sayılmaz.
Nitekim bununla alâkalı bir hadiseye Asr-ı Saadet'te rastlıyoruz. Şöyle ki:
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) hizmetinde bulunan Enes bin Malik’in annesinin evine ara sıra giderlerdi. Hz. Enes’in küçük kardeşi Umeyr’in bir kuşu vardı. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) çocuğun gönlünü hoş etmek için “Kuşcağız ne oldu?” diye lâtife ederdi.2
Bu hadiseden de anlıyoruz ki, kuşu hapsetmek caiz olmasaydı, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) mutlaka onun serbest bırakılmasını emredip, bu fiili yasaklayacaktı.
Bununla beraber, kuş dahil, hiçbir canlıya eziyet etmemek gerektiğini ve ömür denilen en kıymetli sermayeyi iman hakikatleri ile meşguliyet ve tefekkür gibi daha ciddî ve semereli meşguliyetlerle geçirmek, bu hakikatlere zarar verecek malâyani şeylerden kaçınmak lâzım geldiğini de unutmamak lâzımdır. Ayrıca, domuz dışında bütün hayvanların alınıp satılması caiz görülmüştür.3
Dipnotlar:
1. Nahl Sûresi, 5-6-8.
2. İbni Mâce, Edeb: 24.
3. el-Fetevâ’l-Hindiyye, 3: 114.
(Mehmed Paksu, Helal – Haram)
http://www.sorularlaislamiyet.com/article/16672/kus-besiciligi-yapmak-ve-satmak-caiz-mi-ben-kafeste-kanarya-besliyorum-bunlari-ciftlestiriyorum-kuslari-satarak-para-kazaniyorum.html